|
35 - MÛCİZELERİ
ÖYLE
YAĞMUR YAĞDI Kİ...
Bir zaman Medîne'de, o
Server-i kâinât,
Hutbe okuyordu ki, ayağa
kalktı bir zât.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
çok uzadı kuraklık.
Çocuklar ve hayvanlar
ölüyor bir bir artık.
Yerdeki mahsûller de
mahvoldu bu sebepten.
Duâ buyurunuz da,
kurtulalım bu dertten.)
O zaman Resûlullah, el
kaldırıp duâya.
Yalvardı “Yağmur”
için Allahü teâlâya.
O esnâda havada buluttan
yokken eser,
Toplanmaya başladı her
taraftan bu sefer.
Çok geçmeden bir yağmur
başladı ki hemence,
Üç gün, hiç fâsılasız devâm
etti gün gece.
Üç gün sonra, o Server,
yine hutbe okurken,
Yine o aynı şahıs ayağa
kalktı hemen.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
çok şükür suya kandık.
Daha fazla yağarsa,
mahvolacağız artık.)
O zaman Resûlullah,
tebessüm etti biraz.
Ellerini kaldırıp, eyledi
duâ, niyâz.
Dedi ki: (Şükrederiz yâ
rabbî sana bundan.
Başka kullarına da ihsân
et bu yağmurdan.)
O anda yağan yağmur kesildi
birden bire.
Bulutlar dağılarak, güneş
çıktı bu kere.)
Yine sahâbîlerden “hazreti
Câbir” dahî,
Anlatır ki: (Borçlarım
çoğalmıştı bir hayli.
Üzülüp, bu durumu Resûl’e
verdim haber.
Biraz sonra, bahçeme teşrîf
etti o Server.
Ben o gün ağaçlardan
hurmayı toplamıştım.
Ve bahçe ortasında, onu "yığın"
yapmıştım.
Onlardan verecektim
alacaklılarıma.
Lâkin yetişmiyordu
herbirine o hurma.
Buyurdu ki: (Gelsinler
bütün alacaklılar.)
Gelene, o hurmadan verdik
biz hakkı kadar.
Herbiri, haklarını alıp da
gittiğinde,
Baktım, "hurma yığını"
duruyordu yerinde.
|