|
35 - MÛCİZELERİ
ÜÇ DEFÂ YENMİŞTİ
Zamân-ı seâdette "Rekâne"
adlı biri,
Vardı ki, müşrik olup
kuvvetliydi ve iri.
Kiminle güreşseydi,
yeniyordu muhakkak.
Çıkmazdı bir güreşten, aslâ
yenik olarak.
Bir gün, koyunlarını
güdüyorken sahrâda,
“Sevgili Peygamber”e
rastladı o arada.
Kibirle seslendi ki Resûl'e
tâ uzaktan:
(Sen mi ayırıyorsun
halkı Lât ve Uzzâ’dan?)
Resûlullah, az daha
yaklaşıp sonra durdu.
Ve büyük bir vakarla (Evet,
benim!) buyurdu.
O yine gururlanıp, dedi ki:
(Beni dinle.
Gel öyleyse şurada
güreşelim seninle.
Bakalım ki, hangimiz
hangimizi yenecek?
Hangimizin tanrısı ona
yardım edecek?)
O Server "Peki"
deyip, Rekâne'yi tuttu ve,
Havaya kaldırarak, ânında
vurdu yere.
Şaşırmıştı Rekâne, güçlükle
kalktı yerden.
Dedi ki: (Bu olmadı,
güreşelim yeniden.)
O Server (Olur!)
deyip, onu yine tutarak,
Bir daha yere vurdu havaya
kaldırarak.
O, şaşkın vaziyette baktı
Resûlullah'a.
Dedi: (Bu da olmadı,
güreşelim bir daha.)
Peygamber Efendimiz, yine
kabûl buyurdu.
Rekâne'yi kaldırıp, bir
daha yere vurdu.
Rekâne perîşândı, dedi ki:
(Yâ Muhammed!
Mâbûdun yardım etti, sen
gâlip geldin, evet.
Lâkin ne diyeceksin gidince
şimdi halka?)
Buyurdu: (Doğrusunu
diyeceğim mutlaka.)
Dedi: (Mümkün olmaz mı
hakîkati demesen?
Zîrâ mahcûb olurum
yendiğini söylersen.)
O Server buyurdu ki:
(Ama ben Peygamberim.
Bende yalan söz olmaz,
ben hep doğru söylerim.)
Rekâne çok şaşırıp, dedi
ki: (Yâ Muhammed!
Peygamberlik gücünle beni
sen yendin elbet.
Sana ben, şu sürümden
vereyim otuz koyun.
Bana gâlip gelmenin,
mükâfâtı bu olsun.)
(Koyunu ne yapayım?)
buyurunca o Server,
(Peki ne istiyorsun?) diye
sordu bu sefer.
Buyurdu: (Îmân et ki,
her şeyden daha önce,
Ebedî Cehennemden
kurtulasın böylece.)
Dedi ki: (Bunun için mûcize
göster bana.)
O Server, bir ağacı dâvet
etti yanına.
Ağaç emri dinleyip, huzûra
geldi hemen.
Resûlullah'a doğru eğilerek
hürmeten,
Fasîh bir lisân ile dedi ki:
(Yâ Muhammed!
Sen, Allah'ın kulu ve
Peygamberisin elbet.)
Rekâne bunu görüp, îmâna
geldi hemen.
Kurtardı kendisini ebedî
Cehennemden.
|