|
35 - MÛCİZELERİ
KORKUDAN TİTRİYORDU
Bir gün, garip bir kişi
gelmiş idi Mekke'ye.
O gün “Ebû Cehil”e
satmış idi bir deve.
Ebû Cehil kâfiri, deveyi
aldı, ama,
Devenin bedelini vermiyordu
adama.
Adam, bilemiyordu kime
gideceğini.
Zîrâ kim dinlerdi ki bu
garîbin derdini?
Beytullah'ın yanına
gelmişti o arada.
Kureyş müşrikleri de
toplanmıştı orada.
Dedi: (Ben buralarda
kimseyi bilmiyorum.
Hakkımı alın ondan, çok
ricâ ediyorum.)
Yabancı olduğunu anlayınca
müşrikler,
Hiç de ilgilenmeyip, hem
istihzâ ettiler.
Ona, “Resûlullah”ın
evini göstererek,
Ve alaylı şekilde sinsi
sinsi gülerek,
Dediler ki: (Şurada
oturan biri vardır.
Ondan senin hakkını,
ancak o kimse alır.)
O kişi sevinerek onların bu
sözüne,
Gelip açtı derdini,
Allah'ın Resûlüne.
O Server buyurdu ki:
(Gidelim şimdi hemen.
Senin alacağını alalım o
kimseden.)
Geldiler Ebû Cehl'in
hânesine o sâat.
Peygamber Efendimiz, kapıyı
çaldı bizzât.
Ebû Cehil, kapıda görünce o
Server'i,
Titremeye başladı vücûdunun
heryeri.
Ve yalvaran bir sesle dedi
ki: (Yâ Muhammed!
Söyle, hemen yapayım bir
emrin varsa şâyet.)
Büyük bir vakar ile o
Sevgili Peygamber,
Buyurdu: (Bu garîbin
hakkını getir de ver.)
"Hayhay!" deyip,
hemence içeriye girerek,
Gelip verdi parayı, çok
özür diliyerek.
Adam teşekkür etti Allah'ın
Habîbine,
Oradan ayrılarak, Kâbeye
geldi yine.
Müşriklere dedi ki:
(Size çok minnettârım.
Zîrâ alacağımı o zatla
gidip aldım.
Beni öyle birine
göndermişsiniz ki siz,
Hakkımı aldı ondan bir
söz ile, zahmetsiz.)
Onlar, birbirlerine
bakarken şaşkın şaşkın,
Geldi “Ebû Cehil” de
o sırada ansızın.
Dediler: (Muhammed'in
sözüyle, az önce sen,
Yabancıya borcunu ödedin
mi gerçekten?)
O (Ödedim) deyince,
dediler: (Sen ne dersin?
Nasıl Onun sözüyle sen
hareket edersin?)
Dedi: (Onun sözüyle ödedim,
bu doğrudur.
Ve lâkin ödemeye bıraktı
beni mecbûr.
Zîrâ çıktım kapıya, baktım
ki Muhammed var.
Ve yanında duruyor çok
korkunç bir "Canavar".
Bana, bir düşman gibi
bakıyordu o hayvan.
Eğer ödemeseydim
saldıracaktı o an.)
|