|
35 - MÛCİZELERİ
BEBEK VE ANNESİ
“Peygamber-i zîşân”ın
çoktur mûcizeleri.
Dost düşman kabûl eder ve
söyler bu şeyleri.
Cansız şeyler ile de,
meselâ "Taş" ve "Nebât",
Konuştu bizâtihî o Server-i
kâinât.
Böyle mûcizeleri gören bâzı
kâfirler,
İnsâf edip, îmânla
şerefleniverdiler.
Peygamber Efendimiz, yine "Cin"
ve "Melek" le,
Konuşmuştu ve hattâ yeni
doğmuş "Bebek"le.
Resûlullah, bir yolda
yürüyorken bir defâ,
Karşıdan da bir kadın
gelirdi bu tarafa.
Bu kadın, o Server'e
düşmanlık beslerdi pek.
Vardı hem kucağında yeni
doğmuş bir “Bebek”.
Kadın, Resûlullah'ın
geçerken tam yanından,
Büyük bir insan gibi
konuştu bebek o an.
(Esselâmu aleyke yâ
Resûlallah!) dedi.
Resûlullah durdu ve selâma
cevap verdi.
Sonra suâl etti ki o
küçücük bebeğe:
(Peygamber olduğumu
nereden bildin öyle?)
Bebek, devâm ederek yine
konuşmasına,
Dedi ki: (Hak teâlâ
bildirdi bunu bana.
Hazreti Cebrâil de
yanımdadır şu sâat.
İşâret etmektedir
gösterip seni bizzât.
Ey Allah'ın Resûlü, duâ
et benim için.
Cennete gittiğinde, ben
olayım hizmetçin.)
Peygamber Efendimiz öyle
duâ edince,
Bebek bunu anlayıp, kapıldı
bir sevince.
Tebessüm eyliyerek dedi:
(Yâ Resûlallah!
Sen Allah'ın kulu ve
Peygamberisin Vallah.
Ne mutlu o kula ki,
etmiştir sana îmân.
Ne yazık o kula ki,
mahrûmdur bu îmândan.)
Allah'ın Resûlüne bunları
söyliyerek,
Teslim etti rûhunu sonra "Allah!"
diyerek.
Kadın, kucağındaki bu
küçücük bebekten,
Bunları dinleyince, insâfa
geldi hemen.
Kalbinde o Server'e
beslediği düşmanlık,
“Sevgi” ve “Muhabbet”e
dönüşmüş idi artık.
Kelime-i şehâdet getirerek
sonunda,
Îmânla şereflendi Resûl'ün
huzûrunda.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
küfürde geçti ömrüm.
Şimdi elhamdülillah
zulmetten nûra döndüm.)
Peygamber Efendimiz, onun
bu îmânına,
Sevinip, buyurdu ki o
bahtiyâr kadına:
(Sana müjde olsun ki,
vazîfeli melekler,
Senin için, Cennetten
bir kefen getirdiler.)
O kadın, sevincinden "Allah!"
dedi ve hemen,
Rûhunu teslim edip, ayrıldı
bu âlemden.
Cenâze namâzları kılınarak
o ara,
Oğlu ile birlikte, konuldu
bir mezâra.
|