|
35 - MÛCİZELERİ
PUTUN ŞEHÂDETİ
“Peygamber-i zîşân”ın
nübüvvetini, bâzan,
Putlar bile konuşup,
söylerdi zaman zaman.
Nitekim sahâbeden "Abbâs"
adında bir zât,
Yaşadığı vak’ayı anlatır
kendi bizzât.
Der ki: (Ben, îmân ile
henüz şereflenmeden,
Bir yere gidiyordum gâyet
ıssız bir yerden.
Rastladım çok acâyib,
şekilsiz birisine.
Ki, hattâ binmişti bir deve
kuşu üstüne.
"Cin"lerden olduğunu
tahmîn ettim onun ben.
Bir şeyler söylüyordu, hem
de bana hitâben.
Diyordu ki: (Ey Abbâs,
son buldu fitne fesat.
Çünkü islâmiyyetin
sâhibi geldi bizzât.
Adı Muhammed'dir ki,
emîn, doğru sözlüdür.
O, cihâna son gelen
Allah'ın Resûlüdür.
Hemen îmân eyle ki Onun
nübüvvetine,
Ölünce, kavuşasın Cennet
nîmetlerine.)
Bir hayli etkilendim onun
bu sözlerinden.
Zîrâ hiç böyle şeyler
duymamıştım birinden.
Henüz mü'min değildim ben
bunu duyduğumda.
Hattâ bir "Put"um
vardı, hep taşırdım boynumda.
O putun üzerine elimi
koydum hemen.
Ve kurtulmak istedim o
cinnî’nin şerrinden.
Lâkin benim put dahî, hemen
dile gelerek,
Başladı konuşmaya Resûl'ü
methederek.
Hem de bana hitâben
konuşuyordu esas.
Açık bir lisân ile diyordu
ki: (Ey Abbâs!
O cin doğru söylüyor,
inan onun sözüne.
Sen de git îmân eyle
Allah'ın Resûlüne.)
Ben, bunları putumdan
dinleyip eve geldim.
Sonra bu hâdiseyi kavmime
haber verdim.
“Üç yüz” kişi
toplanıp, Mekke'ye geldik hemen.
Îmânla şereflendik hiç
vakit geçirmeden.
Bir gün de Resûlullah, bir
kabîleye vardı.
Yehûdîler toplanmış, “Tevrât”
okuyorlardı.
Resûlullah gelince, okumayı
kestiler.
(Niçin birden sustunuz?)
diye sordu o Server.
Cevap veren olmadı lâkin
yehûdîlerden.
Biri, (Ben söyliyeyim)
diyerek kalktı hemen.
Bu nûr yüzlü ihtiyar,
yalnız oturuyordu.
Ve o yehûdîlere hiç de
benzemiyordu.
Dedi: (Âhir zamanda gelecek
Peygamberin,
Yüksek vasıflarını
okurlardı ki demin,
Siz teşrîf eylediniz buraya
tam o anda.
Bunun için kestiler okumayı
onlar da.)
Buyurdu: (Öyle ise, sen
oku onu bizzât.)
O da onu okuyup, dedi ki:
(Sensin o zât.)
“Şehâdet”i getirip,
îmân etti ve hemen,
Teslim etti rûhunu başka
şey söylemeden.
|