ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

35 - MÛCİZELERİ

ONDAN İNİP BANA GEL

 

Sahâbe-i kirâmdan “Câfer ibni Muhammed”,

"Resûlullah" hakkında eder şöyle rivâyet.

 

Der ki: Resûl-i ekrem hastalandı bir kere.

Cebrâil haber alıp, geldi Onu görmeye.

 

Getirdiği meyveden alır almaz o Server,

Zikretmeye başladı elinde o meyveler.

 

Enes bin Mâlik” dahî anlatır şöyle bizzât:

Bir gün, Uhud dağına çıktı Fahr-i kâinât.

 

Sallanmaya başladı “Uhud dağı” tam o an.

Dağa, şöyle seslendi Resûlullah o zaman:

 

(Yâ Uhud sakin ol ki, şu anda üzerinde,

Bir Peygamber, bir Sıddîk, Şehîd vardır iki de.)

 

Bu nidâsı üstüne Allah'ın Habîbinin,

"Uhud"un sallanması durdu ve oldu sâkin.

 

Bir gün de Resûlullah, müşriklerin şerrinden,

Selâmet bulmak için, çıktı Mekke şehrinden.

 

Önce "Sebîr" dağına çıkmıştı ki, o anda,

O dağdan, kendisine geldi şöyle bir nidâ:

 

(Ey Allah'ın Resûlü, in benim üzerimden.

Daha emîn bir yere gidiver bu zeminden.

 

Zîrâ benim üstümde, müşrikler sana zarar,

Verirlerse, korkarım Rabbim beni azarlar.)

 

Abdullah bin Abbâs” da naklediyor ki bizzât:

Mekke'yi fethedince o Server-i kâinât,

 

Mekke'nin çevresinde “Taş”tan veyâ “Tahta”dan,

Yapılmış, çok sayıda putlar vardı o zaman.

 

Resûlullah, Kur'ândan okuyup iki âyet,

Asâsıyla putlara eyledi bir işâret.

 

Asânın gösterdiği o putlar, birer birer,

Yüzleri üzerine yerlere devrildiler.

 

Yine “Ebû Tâlib”le Resûlullah, bir kere,

Oniki yaşlarında çıkmıştı bir sefere.

 

Busrâ'ya vardılar ki, Resûl ve Ebû Talip,

Orda, "Bahîra" diye yaşıyordu bir râhip.

 

Bu zât okumuştu ki semâvî kitaplardan:

"Âhir zaman Nebî'si bir gün geçer buradan".

 

Hem de o Peygamberin çok alâmetlerini,

Öğrenmiş, bekliyordu her gün teşrîflerini.

 

"Belki o Peygamberle görüşürüm" diyerek,

Beklerdi manastırda gece gün demiyerek.

 

Yıllardır gördüyse de pek çok kâfileleri,

Fakat görememişti mâlûm alâmetleri.

 

Ve nihâyet gördü ki, bir kervanı ilerden,

Bir "Bulut" geliyordu kervanın üzerinden.

 

Heyecanla irkilip, dikkatle baktı yine.

Taşlar selâm verirdi, kervandaki birine.

 

Ağaçlar, bir kimseye doğru eğiliyordu.

Bildi ki "Âhir zaman Nebî'si" geliyordu.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan