|
34 - GÜZEL AHLÂKI
BEN DE BİR KULUM
“Peygamber Efendimiz”
güzel tevâzûundan,
Aslâ üstün tutmazdı kendini
eshâbından.
Birisi kendisini çağırsa
idi eğer,
Ona, (Efendim!) diye
seslenirdi her sefer.
Bir gün eshâbı ile,
çıkmışlardı bir yola.
Bir yerde, yemek için
verdiler biraz mola.
Koyun kesip, pişirmek
istediler o zaman.
Birisi, (Ben keserim)
dedi hemen eshâbtan.
Biri aldı üstüne derisini
yüzmeyi.
Aldı bir diğeri de, etini
pişirmeyi.
Peygamber Efendimiz
buyurdu: (Ey eshâbım!
Ben dahî ateş için, çalı
çırpı toplarım.)
Onlar arz ettiler ki:
(İstirâhat edin siz.
Odun toplanacaksa,
hallederiz onu biz.)
Allah'ın Sevgilisi buyurdu:
(Ey eshâbım!
İsterim ki, benim de
olsun bunda sevâbım.
Evet siz, her hizmeti
yaparsınız muhakkak.
Ama siz iş görürken, ben
istemem oturmak.)
Eshâbının yanına gelse idi
o Server,
Ayağa kalkmazlardı oturan
sahâbîler.
Zîrâ bilirlerdi ki, böyle
değil murâdı.
Onu üzmemek için böyle
davranırlardı.
İçeri girdiğinde, geçmezdi
baş köşeye.
Girince, otururdu boş
gördüğü bir yere.
Bir gün bastonu ile, çıkmış
idi sokağa.
Onu yolda görenler,
kalktılar hep ayağa.
Durup, o kimselere şöyle
hitâb ettiler:
(Benim için ayağa
kalkmayın ey mü'minler!
Ben dahî sizin gibi bir
insanım, bir kulum.
Herkes gibi yer içer,
herkes gibi uyurum.)
Aslâ sert söylemezdi O
hizmetçilerine.
Hattâ yardım ederdi,
onların işlerine.
Bu babta şöyle der ki Enes
bin Mâlik dahî:
(On sene hizmet ettim
Resûl'e bizâtihî.
Lâkin bu on senede,
hizmeti Onun bana,
Benim Ona yaptığım
hizmetten çoktur daha.
Yine bu on senede, bana
hiç incindiği,
Aslâ vâki olmadı, sert
bir şey söylediği.)
Her sabah namâzını kıldırıp
bitirince,
Nûr yüzünü eshâba
döndürerek hemence,
Onlara sorardı ki:
(Hasta bir kardeşimiz,
Varsa, ziyâretine
gidelim bir kaçımız.
Ve yine cenâzesi var ise
bir kişinin,
Yardımına gidelim o din
kardeşimizin.
Aranızda bu gece, var
ise rüyâ gören,
Anlatsın, tâbirini
yapalım onun hemen.)
Çocuk ve yaşlılarla latîfe
yapıyordu.
Böylelikle onların gönlünü
alıyordu.
|