|
34 - GÜZEL AHLÂKI
SÂDE HAYÂT YAŞARDI
Her ne zaman söylense “İyi
huy”, “Güzel ahlâk”,
O anda, “Resûlullah”
hâtırlanır muhakkak.
Zîrâ O, çok iyilik ve
ihsânlar ederdi.
Ama kendi, yoklukla
yaşamayı severdi.
O, yaşıyor idi ki hattâ
öyle bir hayât,
Hâtırına gelmezdi yemek
içmek ve râhat.
Ne vakit gelir ise, o zaman
yerdi taam.
Kabûl eder ve yerdi,
etseler neyi ikrâm.
Bâzan aylarca az yer, az
yemeyi severdi.
Bâzan orta miktârda ve
bâzan da çok yerdi.
Yemeklerin sonunda, su
içmezdi o Server.
Suyu, oturur iken içiyordu
her sefer.
Yine başkalarıyla oturup
yemek yerken,
Herkesten daha sonra el
çekerdi yemekten.
Hediye kabûl edip o
Server-i kâinât,
Karşılığında dahî, verirdi
ona kat kat.
Yine Peygamberimiz, âdeti
mûcibince,
Çeşitli elbiseler giyerdi
gereğince.
Yabancı devletlerin gelince
sefîrleri,
Giyerdi çok kıymetli, nefis
elbiseleri.
"Muhammed Resûlullah"
yazardı yüzüğünde.
Onu, “Mühür” olarak
kullandı bir ömründe.
İçi, hurma ağacı ipliği
dolu olan,
“Deri yatak” üstüne
yatardı çoğu zaman.
Sağ avcunu koyarak, sağ
yanağı altına,
Sağ yanı üzerine yatardı
yatağına.
Hiç sadaka almaz ve zekât
kabûl etmezdi.
Çiğ soğan ve sarmısak gibi
şeyler yemezdi.
Beşyüz yetmişbir yılı,
Nisânın yirmisinde,
Hicrî Rebî-ül evvel ayı
onikisinde,
Pazartesi gecesi ve sabaha
karşı hem,
Mekkede, bu dünyâya
gelmişti Fahr-i âlem.
Bu gün, Resûlullah'ın
doğduğu güzel gündür.
Mü'minlerin bayramı ve bir
sevinç günüdür.
Göklerde ve Cennette,
üstünde hem de Arş'ın,
Hep ismi yazılmıştır
Peygamber-i zîşân'ın.
Görüldü o Server'in “bin”
adet mûcizesi.
Bunları, dost ve düşman
bilmektedir cümlesi,
Bunların arasında en
kıymetlisi lâkin,
“Güzel huyları” idi
Allah'ın Habîbi'nin.
Allahü teâlâ da, Habîbi'ne
mahsûsen,
Verdiği iyilik ve ihsânları
sayarken,
Şöyle buyurmaktadır meâlen
bir âyette:
(En güzel ahlâk üzre
yaratıldın elbette.)
Hattâ bir çok kimsenin
hidâyetine sebep,
Onun güzel ahlâkı vesîle
olmuştur hep.
Düşmanlarına bile yapınca
çok çok ihsân,
Çoğu, îmâna gelip,
olmuşlardı müslümân.
|