|
34 - GÜZEL AHLÂKI
VEFÂKÂRLIK ÖRNEĞİ
“Peygamber Efendimiz”
vefâkâr idi ki pek,
Bu da, her hâli gibi
bizlere oldu örnek.
Sahâbe-i kirâmdan “Enes bin
Mâlik” der ki:
Bir hediye gelseydi o
Server'e eğer ki,
Buyururdu ki: (Onu,
filân kadına verin.
Zîrâ arkadaşıydı o kadın
Hatîce'nin.)
Hatîce vâlidemiz onu
severdi diye,
Ona gönderiyordu, gelseydi
bir hediye.
Nitekim Âişe-i Sıddîka da
bu bâbta,
Diyor ki: (Hatîce'ye
ediyorum çok gıbta.
Çünkü Resûl-i ekrem,
ondan çok bahsederdi.
Onu çok sevdiğini zaman
zaman söylerdi.
Ve meselâ ne zaman
kesilseydi bir koyun,
Akrabâsına dahî
gönderirdi hep Onun.)
Hattâ Resûl-i ekrem, bütün
yakınlarını,
Çok sever ve sorardı sık
sık hatırlarını.
Hısım akrabâsının, râzıydı
her birinden.
Ve hiç üstün tutmazdı
birini diğerinden.
Habeşistân meliki “Necâşî”den
de bir gün,
Huzûruna, elçiler gelmişti
o Resûl’ün.
O elçi heyetine gösterdi
çok iltifât.
Hattâ hizmet edince onlara
kendi bizzât,
Eshâb arz ettiler ki: (Siz
zahmet etmeyiniz.
Onların hizmetini bizler
edâ ederiz.)
Buyurdu: (Bu hizmeti siz
yaparsınız, ama,
Onlar hizmet ettiler
vaktiyle eshâbıma.
Ben, o hizmetlerinin
karşılığı olarak,
İstiyorum onlara bir
ikrâmda bulunmak.
Bu yüzden bizâtihî ben
hizmet ediyorum.
Ve hattâ bu hizmetten,
büyük zevk duyuyorum.)
Bir gün de Resûlullah,
savaş esîrlerinden,
Süt kardeşi "Şeymâ"
yı tanıdı görüp hemen.
Sevinip, kendisine ikrâm
olmak üzere,
Üstündeki örtüyü çıkarıp
serdi yere.
Üzerine “Şeymâ”yı
oturttu sonra derhâl.
Ve ona buyurdu ki:
(İstersen yanımda kal.
İstersen göndereyim seni
memleketine.
İhtiyâcın olursa, bana
gel ama yine.)
Çok memnûn etmiş idi “Şeymâ”yı
bu iltifât.
Memlekete dönmeyi tercîh
etti o fakat.
Yine “Ebû Leheb”in
bir âzâdlı kölesi,
Ve hattâ kendisinin birinci
süt annesi,
"Süveybe hâtun"un
da, evine muntazaman,
Yiyecek ve giyecek
gönderirdi her zaman.
O vefât edince de, sordu ki
sonra hattâ:
(Onun akrabâsından kimse
var mı hayâtta?)
Onlara göndermekti bundan
sonra gâyesi.
Ve lâkin dediler ki:
(Kalmadı hiç kimsesi.)
|