|
34 - GÜZEL AHLÂKI
VAKARLI İDİ
“Peygamber Efendimiz”,
vakarlı idi gâyet.
Aslâ tiksindirici yapmazdı
bir hareket.
Eshâbı arasında gelip
otursa bile,
Hemen ayaklarını örterdi
cübbesiyle.
Kolay anlaşılırdı sözleri o
Server'in.
Yanında bulunanlar, olurdu
gâyet emîn.
Yâni Onun yanında otursaydı
bir kimse,
Kalbi çok râhat olup,
kapılmazdı yeise.
Eshâbı, huzûrunda çok
edebli olarak,
Gelip otururlardı hiç
kıpırdamıyarak.
Hattâ kuşlar, onları, birer
“Ağaç” zannedip,
Omuzları üstüne konarlardı
hep gelip.
Lâkin o sahâbîler yine
edeblerinden,
Kıpırdamıyorlardı az bile
yerlerinden.
Resûlullah, dünyâ ve dünyâ
lezzetlerine,
Önem ve ehemmiyyet vermez
idi hiç yine.
Sâde bir hayât yaşar,
sevmezdi şatafatı.
Ve hep tercîh ederdi,
mütevâzı hayâtı.
Vefâtında, az arpa kalmış
idi evinde.
Zırhı da, rehindeydi bir
yehûdî elinde.
Bir hadîs-i şerîfte şöyle
buyurmuşlardır:
(Bu gün, eshâbım için
fakîrlik hayırlıdır.
Lâkin âhir zamanda
gelecek ümmetimin,
Zenginliği, daha çok
hayırdır onlar için.)
Kendisi, sıkıntıyla yaşamak
arzulardı.
Günlerce yemek yemez, sert
yatakta yatardı.
Âişe vâlidemiz buyurur ki
şöylece:
(Yumuşak yatak serdik
kendisine bir gece.
Sabahleyin uyanıp, kalkınca
Efendimiz,
Buyurdu: "Bu yatağı bir
daha sermeyiniz.
Zîrâ bunun yüzünden,
gece uyanamadım.
Teheccüd namâzını
kılmaktan mahrûm kaldım.")
Yine Peygamberimiz çok
ibâdet yapardı.
Farzların hâricinde, çok da
namâz kılardı.
Mübârek ayakları şişene
kadar hattâ,
Kıyâmda, namâz için
duruyordu ayakta.
Dediler: (Hak teâlâ, senin
gelmiş gelecek,
Bütün günâhlarını affetti,
bu bir gerçek.
O hâlde, niçin böyle
yaparsın çok ibâdet?
Ve ne için kendine edersin
böyle zahmet?)
Peygamber Efendimiz buyurdu
ki cevâben:
(Rabbime şükredici kul
olmıyayım mı ben?)
Âişe vâlidemiz buyurdu ki:
(O Server,
Kalkıp namâz kılmaya
başlayınca her sefer,
Onun mübârek göğsü, hemen
hırıldıyordu.
Su fokurduyor gibi sesler
duyuluyordu.)
İbni Ebî Hâle de, ediyor ki
rivâyet:
(O, hep düşünceli ve
hüzünlü idi gâyet.)
|