|
33 - FAZÎLET ve
ÜSTÜNLÜKLERİ
İSTE VEREYİM
“Peygamber Efendimiz”,
hüzünlüydü sürekli.
Olurdu ekseriyâ mahzûn ve
düşünceli.
Ümmetinin derdini, dert
etmişti kendine.
Ortaktı ümmetinin sevinç ve
kederine.
Sık sık buyururdu ki:
(Varsa bir derdi olan,
Özellikle, derdini bana
duyuramıyan,
Varsa, bildiriniz ki
onları halledeyim.
Önemli vazîfemdir bu
işler çünkü benim.)
Peygamber Efendimiz, çok
şefkatliydi yine,
Kimsenin ayıbını, hiç
vurmazdı yüzüne.
Çok zaman, eshâbının
arasında olurdu.
Dâvetlerine gider, birlikte
otururdu.
Onların güldüğüne,
gülüyordu kendi de.
Hayret ettiklerine, şaşardı
kendisi de.
Sık sık buyururdu ki:
(İhtiyâçlı birini,
Görürseniz, hâlledin
hemen onun derdini.)
Bir hadîs-i şerîfte buyurdu
ki nitekim:
Şüphesiz benim size, pek
çoktur merhametim.
Ve bana Hak teâlâ buyurdu:(Yâ
Muhammed!
Bir murâdın var ise,
onu, benden talep et.)
Dedim ki: (Yâ ilâhî, ben
neyi istiyeyim?
İbrâhim'i dost yaptın,
Mûsâ'yı ise kelîm.
Verdin Süleymân'a da, bir
nice servet, sâmân.
Kimseye vermediğin bir
mülkü ettin ihsân.)
O zaman Hak teâlâ buyurdu:
(Ey Habîbim!
Bunlardan üstün olan "Kevser"i
sana verdim.
"Arş"ın üzerinde ve
"Cennet" kapılarında,
Yazdım senin ismini,
benimkinin yanında.
Ayrıca, yeryüzünün her
tarafını yine,
Temiz ve mescit kıldım,
sana ve ümmetine.
Senin, gelmiş gelecek,
sildim her kusûrunu.
Senden başka kimseye,
yapmadım aslâ bunu.)
Ve yine buyurdu ki
Peygamber Efendimiz:
(Ben, Allah'ın kulu ve
Resûlüyüm şüphesiz.
Cümle Peygamberlerin en
sonuncusu benim.
Îsâ'nın müjdelemiş
olduğu Peygamberim.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Ben, henüz küçük idim.
Emzirilmek üzere, bir köye
gönderildim.
Bir gün süt kardeşimle,
koyun otlatır iken,
Beyaz giymiş üç kişi,
yanıma indi gökten.
Beni, hemen sırt üstü
yatırdılar o yere.
Ve kalbimi çıkarıp, ettiler
iki pâre.
İçinden "Siyah" bir
şey çıkardılar, attılar.
Kar gibi bir şey ile
kalbimi yıkadılar.
Bir tânesi, göğsümü
mühürleyince hemen.
“Îmân” ve “Hikmet”
ile doldu kalbim tamâmen.
Biri dahî, göğsümü
meshedince eliyle,
Yardıkları o yerden,
kalmadı bir iz bile.)
|