|
33 - FAZÎLET ve
ÜSTÜNLÜKLERİ
SALEVÂT
OKUMAK -1
Şöyle nakledilir ki:
Vaktiyle bir müslümân,
Geldi "Hasan Basrî" nin
huzûruna bir zaman.
Dedi: (Bir kızım vardı,
vefât etti bu ayda.
Duâ edin, göreyim
kendisini rüyâda.)
İmâm "Peki" diyerek,
duâ etti hemence.
O müslümân, kızını rüyâda
gördü gece.
Ve lâkin üzüntüsü daha
ziyâdeleşti.
Zîrâ kızının yeri, Cehennem
ve ateşti.
Azâb içerisinde görünce onu
böyle,
Sabahleyin, İmâm'a gitti bu
üzüntüyle.
Dedi ki: (Ey efendim,
kızımı gördüm, fakat,
Ateş içinde idi, üzüntüm
arttı kat kat.)
Ona, Hasan-ı Basrî buyurdu
ki o zaman:
(Hiç üzülme, inşallah
kurtulacak azâbtan.)
Ertesi gün, o kimse kızını
gördü yine.
Azâb edilmiyordu bu sefer
kendisine.
Cennet nîmetlerinde görünce
hattâ onu,
Sordu, kurtuluşuna ne sebep
olduğunu.
Kız dedi: (Babacığım, bu
kabristândakiler,
Çoğu da benim gibi, azâb
içindeydiler.
Dün, uğradı buraya lâkin
bir evliyâ zât.
Durup, Resûlullah'a okudu
bir salevât.
Ve bunun sevâbını, bütün bu
kabristânda,
Bulunan mevtâlara bağışladı
o anda.
İşte, o salevâtın
hürmetine, Rabbimiz,
Affetti hepimizi, şimdi hep
Cennetteyiz.)
Yine Resûl-i ekrem buyurdu
ki: (Bir kimse,
Her ne zaman bana bir
salevât getirirse,
Hak teâlâ, bir melek halk
edip ondan hemen,
Sonra şöyle buyurur o
meleğe hitâben:
(Bu kulum, şimdi bana
okudu bir salevât.
Sen dahî bu kuluma duâ
eyle her sâat.)
Rabbimizin bu emri üzerine,
o melek,
Duâ eder o kula, kıyâmet
gününe dek.)
Yine Peygamberimiz, buyurdu
ki eshâba:
(Bir kısım müslümânlar
çekilirler hesâba.
Sonunda, sevapları mîzânda
ağır gelir.
Sonra bu kimselere, "Cennete
girin!" denir.
Onlar, Cennete doğru yola
düşerlerse de,
Şaşırırlar Cennetin yolunu
az ilerde.)
Eshâb suâl etti ki: (Yâ
Resûlallah, bunlar,
Kimlerdir ki, Cennetin
yolunu şaşırırlar?)
Buyurdu ki: (İsmimi
duyardı da bu zevât,
Lâkin okumazlardı bana
bir tek salevât.)
Hazreti Ebû Bekir
buyurmuştur ki yine:
(Salevât okununca Allah'ın
Habîbine,
Öyle temizlenir ki bundan
küçük günâhlar,
Su bile, hiç ateşe te'sîr
etmez bu kadar.)
|