|
33 - FAZÎLET ve
ÜSTÜNLÜKLERİ
ONU SEVMEK
İBÂDETTİR
Resûl'ün “Kızları”
ve “Hanımları”, hep birer,
Dünyâ hanımlarının en
üstünü idiler.
Onun “Eshâbı” dahî,
Nebîler hâricinde,
En üstün kimselerdir
insanların içinde.
Yine Fahr-i âlemin yaşadığı
“şehirler”,
Her şehirden üstün ve daha
şereflidirler.
“Mekke” ile “Medîne”,
şehridir ki Resûl’ün,
En üstün yerleridir bunlar
da yeryüzünün.
Mescidinde bir kimse namâz
kılsa bir rekât,
O namâzın sevâbı, yazılır
ona “Bin” kat.
Kabr-i şerîfi ile minberi
arası da,
"Cennet bahçeleri"nden
bir bahçedir aslında.
Onun ehl-i beytini ve
eshâbını sevmek,
Her müslümân olana vâcibtir,
sevmek gerek.
Her insanın yanında “Şeytân”
vardır bir tâne.
Gâyesi, doğru yoldan
saptırmaktır yegâne.
Kalbine, vesveseler vererek
hiç durmadan,
İster ki, mahrûm etsin o
kulu îmânından.
Vardır böyle şeytânı, hem
Resûlullah'ın da.
Lâkin îmân etmiştir o,
Resûl'ün yanında.
Yine her müslümâna, kabrine
girdiği an,
Suâl edilecektir, Resûl-i
kibriyâdan.
Yâni (Rabbin kim?)
diye, suâl edildiğinde,
Sorulur arkasından:
(Peygamberin kim?) diye.
O Server-i kâinât vefât
edeceği an,
Cibrîl selâm getirdi Allahü
teâlâdan.
Evvelâ haber verip vefât
edeceğini,
Sıraladı sonra da, Ona
müjdelerini.
Peşinden “Melek-ül mevt”,
rûhunu almak için,
Peygamber-i zîşândan istedi
gelip izin.
Kabz eyledi rûhunu, ancak
izin alarak.
Ona, böyle tâlîmât vermişti
cenâb-ı Hak.
Mübârek vücûduna, kabrinde
temas eden,
"Topraklar",
şereflidir dünyâdaki her şeyden.
Kâbe'den, Cennetlerden,
Arş-ı âlâ'dan hattâ,
O mübârek topraklar,
kıymetlidir daha da.
O, kabri şerîfinde, bizim
bilmediğimiz,
Bir hayâtla diri ve
hayâttadır şüphesiz.
Dünyânın her yerinde
bulunan müslümânlar,
Peygamber-i zîşân'a salevât
okusalar,
Vazîfeli melekler, onu
duyduklarında,
Gelip haber verirler o
Resûl’e ânında.
Ümmetinin yaptığı amel ve
ibâdetler,
Yine Resûlullah'a verilir
her gün haber.
Bunları yapanları,
işledikleri sâat,
O, mübârek kabrinden ayrıca
görür bizzât.
Günâh işliyenleri görür ise
O eğer,
Üzülüp, affı için kabrinden
duâ eder.
|