|
33 - FAZÎLET ve
ÜSTÜNLÜKLERİ
BUDUR SENİN İLÂCIN
Allahü teâlânın Resûlüdür o
Server,
Onun hâtırı için, her şeyi
ihsân eder.
"Hâtim-i Esam" var
ki, evliyâ-yı kirâmdan,
Resûl’ün ravda'sına gelip
durdu bir zaman.
Dedi ki: (Yâ ilâhî,
Resûlünün kabrini,
Ziyârete geldim ben, eli
boş koma beni.)
O esnâda, gâibten duyuldu
ki şu nidâ:
(Ey kulum, Habîbimin
türbesinde şu anda,
Senin ile birlikte kim
varsa cemâatten,
Onun hürmeti için af
eyledim tamâmen.)
"İmâm-ı Kastalânî"
hazretleri de yine,
Buyurdu ki: (Çekmiştim bir
derdi bir kaç sene.
Doktorlar, çâresini
bilmeyince bu işin,
Duâ ettim Rabbime, "Resûl’ün
hakkı" için.
Tam o gece, rüyâmda gördüm
bir mübârek zât.
Elinde bir “Reçete”
tutuyordu o bizzât.
Onu bana uzatıp, dedi: "Budur
ilâcın.
Emri ile yazıldı zîrâ
Fahr-i Cihân'ın".
Uyanıp, tatbîk ettim o
reçeteyi aynen.
Allah'ın izni ile şifâ
buldum tamâmen:)
Kıyâmette, kabirden önce O
kalkacaktır.
Üzerinde Cennetten elbise
olacaktır.
Ve "Burak" adındaki
bir Cennet hayvanına,
Binerek gelecektir o mahşer
meydanına.
"Livâ-yı hamd"
denilen sancağı tutacaktır.
Her mü'min, o sancağın
altında olacaktır.
Mahşer halkı, “bin sene”
bekleyip o meydanda,
Çok sıkılacaklardır o
müthiş izdihâmda.
Hesâblar bir an önce
başlasın diye hemen,
Yardım talep ederler bütün
Peygamberlerden.
Lâkin özür dileyip bilcümle
peygamberler,
"Hâtem-ül enbiyâ"ya
onları sevkederler.
Peygamber Efendimiz, şefâat
eyleyince,
Herkesin hesapları görülür
ince ince.
İlk Onun ümmetinin görülür
hesapları.
Ve tartılır "Mîzân"da
günâh ve sevâpları.
Önce, Onun ümmeti "Sırât"dan
geçecektir.
Ve “Cennet”e ilk
önce, bu ümmet girecektir.
O, nereye giderse mahşer
karanlığında,
O yer, “Onun nûru”yla
aydınlanır ânında.
O, iki cihânın da reîsi,
sultânıdır.
Onu sevmek, elbette her
müslümâna farzdır.
Hattâ Resûlullah'ı canından
ve malından,
Daha çok sevmektedir
elbette her müslümân.
Bir hadîs-i şerîfte buyurdu
ki o Server:
(Allahü teâlâyı sevenler
beni sever.)
O Resûl'ü sevmenin alâmeti
bir tektir.
O da, Onun dînine tam
riâyet etmektir.
|