ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

33 - FAZÎLET ve ÜSTÜNLÜKLERİ

RESÛLULLAH'IN ŞEFÂATİ -2

 

İnsanlar mahşer günü, Resûllere mürâcât,

Ederek, herbirinden isterler bir şefâat.

 

Ve lâkin sevk ederler herbiri diğerine.

En son “Habîbullah”a gelirler onlar yine.

 

Peygamber Efendimiz buyurur: (Ey cemâat!

Rabbim izin verirse, ben ederim şefâat.)

 

Sonra kalkıp, izzetle Arş-ı âlâya varır.

Orada, “bin sene”lik bir secdeye kapanır.

 

Rabbini, bir mükemmel eder ki hamd ve senâ,

Bu, nasîb olmamıştır Ondan gayri insana.

 

O an ehl-i mahşerin pek fenâdır hâlleri.

Anlatmak mümkün olmaz çekilen zahmetleri.

 

Çoklarının dünyâda sarıldıkları mallar,

O gün, boyunlarında birer “Halka” olurlar.

 

Yüklendikleri şeyler, öyle ağırlaşır ki,

Boyunları üstünde “büyük dağ” olur sanki.

 

Feryât ve figânları artar ki öyle hattâ,

Sanki “gök gürlemesi” gibi olur âdetâ.

 

"Vâ veylâ! Vâ sebûrâ!" diye feryât ederler.

Onların feryâdına, dayanmaz yer ve gökler.

 

Ticâret eşyâsıyla, altın ve gümüşün de,

Zekâtını vermiyen, çok pişmândır o günde.

 

Zîrâ zekâtlarını vermediği o mallar,

Koca bir "Yılan" olup, boynuna dolanırlar.

 

Değirmen taşı” gibi ağırlık, zahmet verir.

O kimse feryât edip, bağırır ki: (Bu nedir?)

 

Melekler cevap verip, derler ki: (Bu, dünyâda,

Zekât vermediğiniz mallardan oldu peydâ.)

 

Bâzıları vardır ki, avret mahallerinden,

Kan, cerâhat ve irin akar mütemâdiyen.

 

Tahammülü imkânsız pis kokuları vardır.

Bunlar da, “Zinâ yapan” erkek ve kadınlardır.

 

Bir kısmının dilleri, sarkmış böğürlerine.

İftirâ edenler”dir bunlar da birbirine.

 

Velhâsıl Resûlullah secdedeyken, o anda,

Rabbimiz, kendisine eder şöyle bir nidâ:

 

(Yâ Muhammed, başını kaldır da şefâat et.

İste murâdını ki, ben edeyim icâbet.)

 

Resûlullah, başını secdeden kaldırarak,

Allahü teâlâya arz eder yalvararak:

 

Ve der ki: (Yâ ilâhî, kulların arasından,

İyi ve kötüleri ayırt et ki bu zaman,

 

Rezîl rüsvây oldular günâhıyla her biri.

Ve artık bu azâba yoktur tahammülleri.)

 

Şefâat murâdını böyle arzettiğinde,

Derhâl kabûl edilir Hak teâlâ indinde.

 

Onun şefâatıyla, hemen "Mîzân" kurulur.

Böylece ehl-i mahşer, izdihâmdan kurtulur.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan