|
33 - FAZÎLET ve
ÜSTÜNLÜKLERİ
RESÛLULLAH'IN
ŞEFÂATİ -1
Mahşerin sıkıntısı olunca
gâyet çetin,
Şefâatçi ararlar, halk
bundan halâs için.
Önce “Âdem Nebî”nin
varırlar huzûruna.
Bu sıkıntılarını söylerler
önce ona.
Derler ki: (Ey babamız
ve ey hazreti Âdem!
Sen Allah'ın Resûlü,
azîz ve şerîfsin hem.
Hâlimiz pek fenâdır,
şefâat et ki bize,
Buyursun Hak teâlâ ne
hüküm verir ise.
Artık hesâbımıza
başlasın ki Rabbimiz,
Zîrâ bu sıkıntıya
kalmadı tâkatimiz.)
Âdem aleyhisselâm, özür
beyan ederek,
“Nûh aleyhisselâm”a
buyurur onları sevk.
“Bin sene” müşâvere ederek,
sonra onlar,
Nûh aleyhisselâm'ın
huzûruna varırlar.
O da, lâyık görmeyip
şefâate kendini,
“İbrâhim Peygamber”e
söyler gitmelerini.
Onlar, yine “bin sene”
ederek müşâvere,
Giderler bu sefer de
İbrâhim Peygambere.
O da özür dileyip, geri
çeker kendini.
Ve “Mûsâ Peygamber”e
söyler gitmelerini.
O da özür dileyip, onlara
der ki hemen:
(Talep edin siz bunu, gidip
Îsâ Nebî'den.)
Ona gidip derler ki: (Yâ
Îsa, bize acı!
Bu hâlden halâs için,
sen ol bize aracı.)
O da özür dileyip, buyurur
ki onlara:
(Gidin siz bunun için "Hâtem-ül
enbiyâ"ya.
Çünkü Peygamberlerin Odur
en şereflisi.
Odur Hak teâlânın en
kıymetli Nebîsi.
Hep Onun hürmetine var oldu
bu kâinât.
Siz şimdi gidip Ondan talep
edin şefâat.)
Onlar bunu duyunca, pek
fazla sevinirler.
Hemen “Resûlullah”ın
minberine gelirler.
Derler ki: (Elbette sen,
Habîbisin Allah'ın.
Habîb, en iyisidir bütün
vâsıtaların.
Biz, “hazreti Âdem”e
gittikse de ilk kere,
O, havâle eyledi bizi “Nuh
Peygamber”e.
Ona gidip arz ettik, bu
fenâ hâlimizi.
“İbrâhim Peygamber”e
gönderdi O da bizi.
Ona gidip söyledik
derdimizi bu defâ,
O da gönderdi bizi, “Mûsâ
Kelîmullah”a.
Ona dahî giderek arz edince
nihâyet,
Dedi: “Îsâ Nebî'den
isteyin yardım, medet”.
En son Ona gittik ki,
şefâat etsin bize,
Lâkin O da gönderdi bizi
Hazretinize.
Kalmadı senden başka bir
kimsemiz gidecek.
Merhamet et ki bize,
hâlimiz fecîdir pek.
Dayanılmaz hâl aldı artık
bu azâbımız.
Sen şefâat eyle ki,
başlasın hesâbımız.)
|