|
33 - FAZÎLET ve
ÜSTÜNLÜKLERİ
RESÛLULLAHA UYMAK
“İmâm-ı Rabbânî” ki,
çok büyük evliyâdır.
O, bir nasîhatinde şöyle
buyurmaktadır:
Her iş ve her amelde,
Mevlâmız cümlemizi,
Dünyâ ve âhiretin iyisi,
efendisi,
Olan “Resûlullah”a,
tam olarak ve kesin,
Uymak seâdetiyle her an
şereflendirsin.
Çünkü cenâb-ı Allah, Ona
tâbi olmayı,
Çok sever her işinde aynen
Ona uymayı.
Ona tâbi olmanın ufak bir
zerresi hem,
Üstündür âhiret ve dünyâ
lezzetlerinden.
Meselâ o Resûl’e tâbi olan
bir kimse,
Eğer gün ortasında bir
miktâr uyur ise,
Hiç Ona uymaksızın,
geceleri çok tâat,
Ve ibâdet yapmaktan
üstündür hem de kat kat.
Çünkü "Kaylûle etmek",
yâni bir parça her gün,
Öğleden önce yatmak,
âdetiydi Resûl’ün.
Yine Resûlullah'a uymayı
düşünerek,
Bayram günü, hiç oruç
tutmayıp, yiyip içmek,
Hiç Ona uymaksızın,
senelerce tutulan,
Oruçlardan, kat be kat
üstündür yine bundan.
Ve meselâ fakîre, yine Ona
uyarak,
Az birşey verilirse, eğer "Zekât"
olarak,
Dağlar kadar altını, kendi
arzûsu ile,
Tasadduk eylemekten
üstündür yine böyle.
Bir gün “hazreti Ömer”,
bir sabah namâzını,
Cemâatle kıldırıp, gözetti
eshâbını.
Lâkin göremeyince birini o
sâatte,
Buyurdu: (Filân kimse
yok mudur cemâatte?)
Dediler: (Geceleri, o
ibâdet eder hep.
Şu anda uyuyordur belki de
bundan sebep.)
Buyurdu ki: (Keşke o,
gece hep uyusaydı.
Ve sabah namâzını
cemâatle kılsaydı.)
Çünkü islâmiyyete uymıyan
bir iş için,
Verilmez sevap ecir, içyüzü
budur işin.
Eğer böyle işlere ücret
hâsıl olursa,
Bir iki menfaattir "Dünyâ"dan
olsa olsa.
Halbuki bu "Dünyâ"nın
tamâmının kıymeti,
Nedir ki, bir kaçının olsun
ehemmiyyeti.
Yapacağı her işi, islâma
uyduranlar,
Yâni her harekette o
Resûl'e uyanlar,
Çok latîf cevâhir ve
kıymetli elmaslarla,
Meşgûl mücevherciler
gibidirler meselâ.
Bunlar, çok çalışmayıp,
yorulmadığı hâlde,
Kazançları, herkesten olur
daha ziyâde.
Buna sebep şudur ki, bir
iş, islâmiyyete,
Uygunsa, sâhip olur
indallah bir kıymete.
Rabbimiz beğenmezse, hakîr
ve kıymetsizdir.
Beğenilmeyen şeye, verilir
mi hiç ecir?
|