ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

32 - HİLYE-İ SEÂDET

MİSKTEN GÜZEL KOKARDI

 

Server-i kâinât”ın mübârek parmakları,

İri olup, etliydi hem mübârek kolları.

 

Vücûdunun kokusu, güzel idi “Misk”ten de.

Bedeni hem yumuşak, kuvvetli idi hem de.

 

İriydi kemikleri yine omuz başının.

Genişti göğsü dahî Peygamber-i zîşânın.

 

Boy îtibâriyle de, yine Server-i âlem,

Uzun boylu olmayıp, kısa da değildi hem.

 

Gelse idi yanına, uzun bir kimse eğer,

Yine de ondan uzun görünürdü o Server.

 

Oturduğu vakitte, mübârek omuzları,

Diğer oturanlardan olurdu hep yukarı.

 

O Server'in mübârek saç ve sakalları da,

Kıvırcık ve düz değil, “Ondüle”ydi aslında.

 

Uzatır ve bâzan da keserdi saçlarını.

Yine O, boyamazdı saç ve sakallarını.

 

Vefât ettiği zaman, saç ve sakallarında,

Ak kıl, "Yirmi"den dahî azdı aralarında.

 

Mübârek bıyığını, zaman zaman kırkardı.

Uzunluğu ve şekli, tam kaşları kadardı.

 

Misvâk ve tarağını ayırmazdı yanından.

Ve aynaya bakardı taranacağı zaman.

 

Bütün güzel huylarla, iyi ahlâkın hepsi,

Peygamber-i zîşânda toplanmıştı cümlesi.

 

Bunlar, Ona doğuştan verilmiş idi ancak.

Kazanılmış değildi sonradan çalışarak.

 

Aslâ bir müslümâna, hiç lânet etmemiştir.

Ve mübârek eliyle, kimseyi dövmemiştir.

 

Kendi için, kimseden almamıştır intikam.

Her işi, “Allah için” yapıyordu çünkü tam.

 

Aile efrâdına, hısım akrabâsına,

Çok iyi muâmele ederdi eshâbına.

 

Ev içinde yumuşak ve güleryüzlü idi.

Hizmetçisine bile tevâzû gösterirdi.

 

İşlerinde yardımcı olurdu eshâbına.

Küçük çocuklarını, alırdı kucağına.

 

Fakat kalbi, bunlarla hiç meşgûl değil idi.

Rûhu, her an melekler ulvî âlemindeydi.

 

O, bütün insanların cömerdiydi en fazla.

Bir şey istendiğinde “Yok” demiyordu aslâ.

 

Zîrâ istenilen şey, var ise veriyordu.

Eğer mevcûd değilse, hiç cevap vermiyordu.

 

İyi kötü herkese, o Peygamber-i zîşân,

Yapardı ki o kadar çok iyilik ve ihsân,

 

Rum imparatorları, hattâ Îrân şâhları,

Yapamazdı o kadar ikrâm ve ihsânları.

 

Buna rağmen kendisi, kendi arzûsu ile,

Yaşardı sıkıntı ve tam bir tevâzû ile.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan