|
31 -
VEFÂTI
EHL-İ
BEYT AĞLIYOR
Peygamber efendimiz, son
nefesinde bile,
Ümmetini düşündü büyük
merhametiyle.
O zaman Hak teâlâ buyurdu:
(Ey Habîbim!
Ümmetine şefkati,
kalbine getiren kim?)
Buyurdu ki: (Sen verdin
elbette bu şefkati.
İsterim, görmesinler âhiret
meşakkati.)
Buyurdu: (Bana bırak
onları ey Habîbim!
Senden, bin kat fazladır
onlara muhabbetim.)
Peygamber Efendimiz,
müsterîh oldu o an.
Ümmeti husûsunda kurtuldu
bu tasadan.
Melek-ül mevte bakıp
buyurdu ki nihâyet:
(Yakın gel ey Azrâil,
vazîfeni icrâ et.)
Okuyup daha sonra kelime-i
tevhîdi,
Peşinden, (Ey Allahım,
refîk-i âlâ!) dedi.
Melet-ül mevt, Resûl’ün
izni, müsâdesiyle,
Mübârek ruhlarını başladı
kabzetmeye.
Resûl’ün benzi bâzen
kırmızı oluyordu.
Bir müddet öyle kalıp,
sonra sararıyordu.
Buyurdu: (Ümmetimin
ruhlarını da acep,
Böyle çok şiddetli ve
zorla mı alırsın hep?)
Dedi: (Yâ Resûlallah,
sayısız canlar aldım.
Hiç kimsenin rûhunu, böyle
kolay almadım.)
Buyurdu: (Ümmetime
yapacağın şiddeti,
Bana yap ki, onların
azdır mukâvemeti.)
“Kelime-i tevhîd”i okuyup
sonra yine,
Yükseldi temiz rûhu, “Âlâ-yı
illiyyîn”e.
Cibrîl aleyhisselâm,
Sevgili Peygambere,
Vedâ edip giderken şöyle
dedi son kere:
(Esselâmü aleyküm ey
Allahın Habîbi!
Sendin benim dünyâda tek
maksadım tabii.
Sen, mâdem ki dünyâdan
gidiyorsun Allaha,
Ben dahî yeryüzüne
gelmem artık bir daha.)
Vaktâ ki âhirete göç eyledi
o Server,
Ağlamaya başladı ehl-i beyt
ve zevceler.
O esnâda, bir nidâ işitildi
gâibten:
Ehl-i beyti Resûl'e bir
selâm verdi hemen.
Ve dedi: (Biliniz ki,
her canlı ölecektir.
Sabredin, bunun ecri
size verilecektir.)
Sonra tesellî edip, dedi
ki: (Ey ehl-i beyt!
Bir musîbet gelince
sabretmek lâzım elbet.
Allahü teâlânın fadlına
güveniniz.
Bu belâ karşısında feryât
eylemeyiniz.
Zîrâ sabredilmezse bir belâ
geldiğinde,
Ecrine kavuşulmaz, yârın
mahşer yerinde.
Asıl şu kimsedir ki,
musîbete uğrayan,
Belâya sabretmeyip, mahrûm
kalır sevaptan.)
Ehl-i beyt, gâyet açık
işittiler bu sesi.
Ve onun selâmına cevap
verdi cümlesi.
“Hazreti Hızır” idi
onlara nidâ eden.
Böylece Resûlullah ayrıldı
bu âlemden.
|