|
31 -
VEFÂTI
SON BİR
DEFÂ GÖRELİM
O Server’in torunu “Hazreti
Hasan” dahî,
Resûl’ün huzûruna gelerek
bizâtihî,
Dedi: (Ey dedeciğim,
senin ayrılığına,
Kimler nasıl sabreder,
nasıl dayanır buna?
Senden sonra eshâbın ve
bütün müslümânlar,
O güzel ahlâkını
nerelerde bulurlar?)
O, bunları söyleyip, ağladı
sonra hattâ.
Onu görüp ağladı ezvâc-ı
tâhirât da.
Dışarıda, eshâbın ileri
gelenleri,
Bu sesleri duyunca,
dağlandı gönülleri.
Zîrâ öğrendiler ki,
şiddetlenmiş hastalık.
Onlar da ağlamaya başladı
hepsi artık.
Dediler ki: (Ne olur,
açınız da kapıyı,
Görelim son bir defâ
Resûl-i müctebâyı.)
Bunu, Resûl-i ekrem
içeriden duydular.
(Kapıyı açın!) diye,
işâret buyurdular.
Sahâbe-i kirâmın ileri
gelenleri,
Hepsi, yaşlı gözlerle
girdiler hep içeri.
Resûlullah buyurdu: (Ey
eshâbım, şimdi siz,
Halkın en üstünü ve
şereflilerisiniz.
Sizden sonra dünyâya, her
kim gelirse gelsin,
Yine yârın Cennete, siz
girersiniz ilkin.
Siz, Kur’ânı kerîmi edinin
rehber, imâm.
Dînin hükümlerine ittibâ
eyleyin tam.)
Sonra, (Teblîğ ettim mi
yâ rabbî?) buyurdular.
Ve peşinden mübârek
gözlerini yumdular.
Aliyyül Mürtezâ’nın bir göz
işâretiyle,
Dışarıya çıktılar hepsi
gözyaşlarıyle.
“Âişe vâlidemiz” içeri
girdi o an.
Bir nasîhat istedi
Peygamber-i zîşândan.
(Yâ Âişe, evinin
köşesinde oturup,
Kendini muhâfaza eyle)
diye buyurup.
Yatağının içinde başladı
ağlamaya.
Mübârek gözlerinden başladı
yaş akmaya.
“Ümmü Seleme” dahî üzülüp
oldu mahzûn.
Dedi: (Yâ Resûlallah, ne
için ağlıyorsun?)
Buyurdu: (Şu sebepten
ağlarım ki şu zaman,
Rabbimiz, ümmetime
merhamet etsin ihsân.)
Güneş hayli yükselmiş,
tepeye yaklaşmıştı.
Resûl’ün vefâtına çok az
zaman kalmıştı.
Artık son anlarını
yaşıyordu o sâat,
Yine de eshâbına ediyordu
nasîhat.
Buyurdu: (Kölelere
merhametli olunuz.
Elbiseler giydirip, onları
doyurunuz.
Onlarla konuşurken, olun
gâyet yumuşak.
Ve beş vakit namâza, devâm
edin muhakkak.
Kadınlarınız ile, köleler
hakkında hem,
Allahü teâlâdan korkunuz
yine her dem.)
Sonra buyurdular ki: (Yâ
rabbî beni affet.
Beni, refîk-i âlâ
zümresine dâhil et.)
|