|
31 -
VEFÂTI
AĞLAMA
YÂ FÂTIMA!
Üç gün kalmış idi ki
Resûl’ün vefâtına,
Cibrîl aleyhisselâm geldi
huzûrlarına.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
Rabbin selâm ediyor.
“Habîbim nasıl oldu?”
diye hatır soruyor.)
Hazreti Cebrâilin suâline
cevâben,
Resûlullah, (Mahzûnum)
buyurdu ona hemen.
O günlerde Resûl’e, hediye
kabîlinden,
Birkaç “Altın” gelmişti
sahâbenin birinden.
Resûlullah görünce o gelen
altınları,
Buyurdu ki: (Dağıtın
fukarâya onları.)
Götürüp dağıttılar şehrin
fakîrlerine.
Velâkin ellerinde bir
miktâr kaldı yine.
Aliyyül Mürtezâ’ya
buyurdular ki hemen:
(Sen de bu altınları,
götür dağıt tamâmen.)
Vefâttan bir gün önce idi
ki, Resûlullah,
Mescid-i şerîfine teşrîf
etti o sabah.
Gördü ki, Ebû Bekr-i
Sıddîk’ın arkasında,
Sahâbîler saf tutmuş, namâz
kılar ardında.
Bu hâle sevinerek, tebessüm
buyurdular.
Kendi de en son safta, Ebû
Bekr’e uydular.
Eshâb, Resûlullahı gördü
selâm verince.
“Hastalık geçti”
sanıp, gark oldular sevince.
Lâkin Peygamberimiz,
odasına girdiler.
Bundan sonra bir daha
namâza gelmediler.
Bir müddet istirâhat
ederek, sonra yine,
“Aliyyül Mürtezâ”yı
çağırdı hânesine.
Başını, kucağına koyuverdi
Alî’nin,
Fakat çok değişmişti rengi
nûr cemâlinin.
Hazreti “Fâtıma” da
görünce Onu böyle,
Geldi oğullarının yanına
üzüntüyle.
Ellerinden tutarak, ağladı
için için.
Dedi: (Bizi kimlere
bırakıp da gidersin?
Ey babam, canım babam,
sana can fedâ olsun.
Hasan ve Hüseyini kime
bırakıyorsun?
Vây babam, senden sonra
nice olur hâlimiz?
Senden sonra, kimlere
bakar bu gözlerimiz?)
Duyunca Resûlullah kızının
sözlerini,
Hafifçe araladı mübârek
gözlerini.
Ve duâ eyledi ki Allahü
teâlâya:
(Sen sabır ihsân eyle yâ
rabbî Fâtıma’ya.)
Ve mübârek kızına buyurdu
ki o zaman:
(Ey kızım, can çekişme
hâlinde şimdi baban.)
Kendisine bunları
söyleyince babası,
İçli iniltilerle çoğaldı
ağlaması.
Hazreti Alî ise, dedi ki:
(Ey Fâtıma!
Sus, baban üzülüyor,
daha fazla ağlama.)
Peygamber Efendimiz Onun bu
dediğini,
İşitip, îkâz etti hemence
kendisini.
Buyurdu ki: (Yâ Alî,
ilişme Fâtıma’ya.
Bırak, babası için
ağlasın biraz daha.)
|