|
31 -
VEFÂTI
HAKKINIZI HELÂL EDİN
Peygamber-i zîşânın vefât
edeceğine,
Cümle eshâb üzülüp, düştü
keder içine.
Hazreti “Ebû Bekir”,
bunu sezip evvelâ,
Derin üzüntüsünden başladı
ağlamaya.
Resûl’ün gözünden de, o an
yaş akıyordu.
Sahâbe-i kirâma bakıp şöyle
buyurdu:
(Dîn-i islâm yolunda,
sıdk ile ey eshâbım!
Malını fedâ eden
Sıddîk’tan çok râzıyım.
Bu âhiret yolunda bir
arkadaş edinmek,
Eğer mümkün olsaydı,
seçerdim onu elbet.)
Hutbesini bitirip,
minberden indi yine.
“Hazreti Âişe”nin
teşrîf etti evine.
Ağlamaya başladı cümle
eshâb-ı kirâm.
Bunu duyup üzüldü Resûl
aleyhisselâm.
“Alî bin Ebî Tâlip”
ve “Fadl”ın kollarına,
Girip, geldi tekrârdan
eshâbının yanına.
En alt basamağına oturup
minberinin,
Eshâbına, şöylece nasîhat
etti o gün.
(Ey eshâbım, siz dahî bana
kavuşursunuz.
Tam Kevser havuzunun
başında buluşuruz.
Ey mü’minler, bilin ki, kim
günâh işlerse hep,
Rızkının darlığına bu hâli
olur sebep.
İtâat ederlerse Allaha eğer
kullar,
Vâliler de, onlara şefkatli
davranırlar.
Fısk, fücûr ve taşkınlık
yaparlar ise şâyet,
Vâlilerinde dahî, bulunmaz
hiç merhamet.
Hayâtım, sizin için nasıl
hayırlı ise,
Ölümüm de hayır ve
rahmettir hepinize.
Eğer ben bir kimseyi,
haksız yere dövmüşsem,
Veyâhut bir kimseye, fenâ
söz söylemişsem,
Onun da, aynı sözü bana
söylemesine,
Haksız bir şey almışsam,
geri istemesine,
Yâni benden hakkını
almasına râzıyım.
Ve helâllaşmak için,
karşınızda hazırım.
Çünkü dünyâ cezâsı, âhiret
azâbından,
Hafif olup, kurtulmak
kolaydır bu gün bundan.)
Hutbesinin sonunda buyurdu:
(Ey eshâbım!
Sizi, Hak teâlânın
hıfzına ısmarladım.)
Bu şekilde buyurdu ve indi
minberinden.
Kendi odalarına çekildi
sonra hemen.
Şiddetli ağrıların olduğu
bir gün yine,
Topladı sahâbeyi mescid-i
şerîfine.
Buyurdu: (Ey eshâbım,
benim sizden ayrılık,
Zamanım, bu aralar pek
yakınlaştı artık.
Kimin benden bir hakkı
var ise, gelip alsın.
Şimdi ödiyeyim de,
âhirete kalmasın.
Yâhut helâl etsin ki
hakkını o müslümân,
Kavuşayım Rabbime ben de
borcum olmadan.)
Sonra minberden inip,
teşrîf etti evine.
Ve sonra hastalığı çoğaldı
günden güne.
|