|
31 -
VEFÂTI
KOR GİBİ
YANIYORDU
Yirmisekiz Saferde o
Server-i enbiyâ,
Yakalandı âniden şiddetli
bir "Sıtma"ya.
Ateşi, gün geçtikçe daha
yükseliyordu.
Hastalığın şiddeti,
ziyâdeleşiyordu.
Lâkin ağrılarının azaldığı
bir gece,
Yatağından kalkarak,
giyindiler hemence.
Onu öyle görünce Âişe
vâlidemiz,
Dedi: (Yâ Resûlallah nereye
gidersiniz?)
Buyurdu: (Yâ Âişe, emir
aldım Rabbimden.
Bakî kabristânına
gideceğim şimdi ben.
Gidip, o kabristanda
yatanlara, bu gece,
İstiğfâr edeceğim bu
emir gereğince.)
Ebû Râfi’i dahî alaraktan
yanına,
Çıkıp gitti hemence Bakî
kabristânına.
Orada, uzun uzun duâda
bulundular.
Onların affı için Allaha
yalvardılar.
Sonra buyurdular ki:
(Rabbim, beni şu anda,
Seçmekte serbest kıldı iki
şey arasında.
Bütün nîmetleriyle dünyâ
ile âhiret,
Arz edilip, dendi ki, "Birisini
tercîh et".
Allahü teâlâya vâsıl olmak
için ben,
"Âhiret nîmeti"ni
seçtim bu ikisinden.)
Sonra mescide gelip,
buyurdu: (Ey eshâbım!
Sizi, "Kevser havuzu"
başında karşılarım.
En önce ben varırım
Allah’ın izni ile.
Buluşma mahallimiz orasıdır
sizinle.
Siz, "İslâmdan ayrılır ve
müşrik olursunuz",
Diye hiç korkmuyorum, buna
emîn olunuz.
Ve lâkin bir husûsta
korkuyorum ki yine,
Yârın kapılırsınız dünyâ
nîmetlerine.
Bu yüzden kıskanarak
birbirlerinizi siz,
Ve hattâ bu sebepten
öldürebilirsiniz.)
Sonra ağırlaşınca hastalığı
Resûl'ün,
Seâdethânesine teşrîf
eyledi o gün.
Harâreti, git gide
ziyâdeleşiyordu.
Yatakta hep bu yüzden yer
değiştiriyordu.
“Ebû Saîd-i Hudrî”
anlatır ki: Bir kere,
Ziyâret maksadıyla
gitmiştim o Server'e.
"Sıtma"nın
sıcaklığı, üstündeki örtüden,
Dışarı çıkıyordu hissettik
bunu hemen.
O Server bize bakıp,
buyurdu: (Ey insanlar!
Peygamberlere gelir en
şiddetli belâlar.
Ve lâkin Peygamberler,
gelince belâ ve dert,
Bir nîmet gelmiş gibi
sevinirler be gâyet.
Hattâ sizin nîmete
sevinmenizden fazla,
Sevinir o büyükler daha
büyük bir hazla.)
"Ümmü Bişr bin Berâ" da
anlatıyor ki yine:
(Bir gün, Resûlullahın
gittim ziyâretine.
Baktım, ateş içinde yatakta
yatıyordu.
Harâretten, vücûdu kor gibi
yanıyordu.)
|