|
31 -
VEFÂTI
RESÛLULLAH HASTALANDI
Olmuştu ki hicretin
onbirinci senesi,
Ve Safer yirmialtı,
günlerden Cumartesi.
Buyurdu Resûlullah, cümle
sahâbîlere:
(Bir ordu hazırlansın,
çıkmak için sefere.)
“Hazreti Üsâme”yi
çağırıp huzûruna,
Kumandân tâyin etti,
sahâbe ordusuna.
Buyurdu: (Ey Üsâme, çık
Allahın ismiyle.
Yürü islâm dînini yüceltmek
gâyesiyle.
Şam’a ve Filistin’e, oradan
Darum’a git.
Baban, o topraklarda
olmuştu zîrâ şehîd.
Allahın izni ile git de o
topraklara.
Çiğnet o zâlimleri
develere, atlara.
Sonra Übnâlılara çıkıp
gidin oradan.
Saldırın şimşek gibi,
haberleri olmadan.
Varacağın yerlere öyle
hızlı ve serî,
Git ki, geleceğinden
olmasın haberleri.)
Sonra kendi eliyle sancağı
bağladı ve,
Hazreti Üsâme’ye verip
çıktı minbere.
Buyurdu: (Üsâme’nin
babası olan Zeydi,
Hepiniz bilirsiniz, çok
iyi bir kimseydi.
Nasıl kumandanlığa, o
çok lâyık idiyse,
Yine benim katımda, o
nasıl sevgiliyse,
Oğlu “Üsâme”
dahî emîrliğe lâyıktır.
Onun dahî katımda, büyük
değeri vardır.)
Üsâme, ordusuyla vardı “Cürf”
menziline.
Eshâbın büyükleri tâbiydi
kendisine.
Hazreti “Ebû Bekir”,
hazreti “Ömer”, “Osmân”,
Hazreti Üsâme’nin
emrindeydi o zaman.
Üsâme hazretleri çıkmak
için sefere,
Geldi Resûlullaha vedâ
etmek üzere.
Vedâlaşıp, ordunun başına
geçti hemen.
Gazâya çıkmak için harekete
geçerken,
Annesi tarafından,
kendisine bir haber,
Geldi ki: (Şu sırada,
hastalandı Peygamber.)
Safer yirmisekizi takvimler
gösterirken,
"Sıtma"ya yakalandı
Resûlullah âniden.
Bu haberi alınca Üsâme
hazretleri,
Ziyâret etti tekrâr, evinde
o Server'i.
Abdullah ibni Mes’ûd
anlatır ki: O günde,
Bâzımız toplanmıştık o
Server'in önünde.
Bize bakıp, o kadar ağladı
ki hüznünden,
Akardı gözyaşları, hep
mübârek yüzünden.
Sonra buyurdular ki:
(Merhabâ ey eshâbım!
Sizi, her sıkıntıdan
hıfz eylesin Allahım.
Rızkınıza bereket ve
hayır versin size.
Hepimiz bir gün elbet
döneriz Rabbimize.)
Dedik: (Yâ Resûlallah, ne
için hazretiniz,
Eceliniz yaklaşmış gibi söz
edersiniz?)
Buyurdu: (Vedâ vakti
yaklaştı bu dünyâya.
Artık yakın olurum
Allahü teâlâya.)
|