|
31 -
VEFÂTI
CENNETTE
ARKADAŞIM
Resûlullah, kamçıyı hazreti
Ukâşe’ye,
Verince, sahâbîler düştüler
endîşeye.
Hazreti Ebû Bekir ve
hazreti Ömerden,
Sonra “hazreti Alî” ayağa
kalktı hemen.
Dedi ki: (Yâ Ukâşe,
Peygambere vurmana,
Gönlümüz râzı değil, o
kamçıyı vur bana.
İşte sırtım ve karnım,
istersen yüz defâ vur.
Ama Resûlullaha hiç
dokunma, ne olur.)
Peygamber Efendimiz görünce
de bu hâli,
Ona buyurdular ki: (Sen
de otur yâ Alî!)
Hazreti Alî dahî oturunca,
bu sefer,
Hazreti “Hasan” ile
“Hüseyin” de geldiler.
Dediler: (Yâ Ukâşe,
bilirsin ki sen dahî,
Bizler, Resûlullahın
torunuyuz Vallahi.
Bunun için, istersen yüz
defâ vur da bize,
Bir defâ bile olsun, hiç
vurma dedemize.)
O Server buyurdu ki görür
görmez bunları:
(Siz dahî oturunuz ey
gözümün nûrları.)
Hazreti Ukâşeye, o Allahın
Habîbi,
Buyurdu: (Yâ Ukâşe, vur
sen de bana haydi.)
Ukâşe hazretleri dedi ki:
(Ama benim,
Sen vurduğun vakitte, açık
idi bedenim.)
O zaman o mübârek
sırtlarını açtılar.
Sahâbenin cümlesi bu hâle
ağlaştılar.
Dediler: (Yâ Ukâşe,
Peygamber-i zîşânın,
Mübârek vücûduna şimdi
vuracak mısın?)
Herkes merak içinde
bekleşirken, bu kere,
Ukâşe hazretleri yaklaştı o
Server'e.
Mübârek sırtındaki o “Mühr-ü
nübüvvet”i,
Gözyaşları içinde eğilip
öpüverdi.
Dedi ki: (Anam babam, canım
sana fedâdır.
Sana kısas yapmaya, kimde
cesâret vardır?
Mübârek vücûduna vurup seni
üzmeye,
Gücü yeten kim vardır
zâtını incitmeye?)
Resûlullah buyurdu:
(Hayır, ya vuracaksın,
Yâhut da o hakkını, sen
bağışlıyacaksın.)
Dedi ki: (Bağışladım onu yâ
Resûlallah!
Beni de kıyâmette, bağışlar
mı ki Allah?)
O zaman Resûlullah buyurdu:
(Ey insanlar!
Biliniz ki Cennette,
bana yâr bir kimse var.
Merak ediyorsanız "O
kişi kimdir?" diye,
Öyleyse nazar edin, siz
şu pîr-i fânîye.)
Resûlullah, eshâba böyle
buyurduğunda,
“Hazreti Ukâşe”ye
bakıyordu o anda.
Bilcümle sahâbîler ona
gıbta ettiler.
Gelip, iki gözünün
arasından öptüler.
Dediler: (Yâ Ukâşe, sen ne
çok bahtiyârsın.
Zîrâ Resûlullaha Cennette
arkadaşsın.)
|