ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

29 - TEBÜK SEFERİ

MÜNÂFIKLARIN SÛİKASTI 

 

Mücâhidler nihâyet “Tebük”ten ayrıldılar.

Ve nûrlu Medînenin yoluna koyuldular.

 

Velâkin münâfıklar, gelince dar bir yere,

Gece, tuzak kurdular Sevgili Peygambere.

 

Peygamber Efendimiz, “Kusvâ” adlı devenin,

Üstünde, izzet ile giderdi geceleyin.

 

Yuları, “Ammâr ibni Yâsir”deydi o anda.

Ardından geliyordu “Huzeyfe-i Yemân” da.

 

Lâkin münâfıkların bu fikrini, o gece,

Cebrâil o Server’e haber verdi hemence.

 

Dar yere yaklaşınca Resûlullah giderken,

Bir münâfık gurubu, hücûma geçti birden.

 

Bu hâli görür görmez Huzeyfe-i Yemânî,

Onların üzerine hücûma geçti ânî.

 

(Ey Allah düşmanları!) diyerek hem o ara,

Elindeki sopayla vurdu münâfıklara.

 

Yüzleri maskelenmiş o oniki münâfık,

Askerin arasına karıştı o aralık.

 

Resûlullah, onların isimlerini tek tek,

Hazreti Huzeyfe”ye gizlice bildirerek,

 

Tembîh buyurdular ki hazreti Huzeyfe’ye:

(Sakın söylemiyesin bunu başka kimseye.)

 

Üseyyid bin Hudayr” da, Resûl'ün huzûruna,

Gelip arz eyledi ki: (Onları bildir bana.

 

Ki, o münâfıkların cezâsını vereyim.

Başlarını kesip de, size teslim edeyim.)

 

Lâkin Peygamberimiz kabûl eylemeyince,

Üseyyid “Peki” deyip, geri gitti hemence.

 

Bir münâfık, Resûl’e arz etti ki bir ara:

(Teşrîf eder misiniz siz mescid-i dırâr’a?)

 

Münâfıklar yapmıştı “Kubâ”’da bu mescidi.

Resûl’ü, o mescide çağırırlardı şimdi.

 

Ve lâkin maksatları “Kötü” idi onların.

Gâye, bölünmesiydi cümle müslümânların.

 

Resûlullah orada namâz kılarsa eğer,

Diyecekler idi ki: (Burası mübârek yer.)

 

Peygamber Efendimiz, bu dâvet üzerine,

Gitmeye karar verdi onların mescidine. 

 

Velâkin Hak teâlâ uyardı Resûlünü.

Bildirdi bir vahiyle, onların içyüzünü.

 

Kâinâtın Sultânı, vâkıf olunca buna,

Mâlik ibni Duhşüm”ü çağırdı huzûruna.

 

Buyurdu ki: (Âsım bin Adiy ile gidiniz.

O mescidi yakarak, yer ile bir ediniz.)

 

Onlar da bu emirle, o mescide gittiler.

Önce ateşe verip, sonra harâb ettiler.

 

Medîneli mü’minler, döndüğünü Resûl’ün,

Öğrenip, istikbâle çıktılar hepsi o gün.

 

Ve henüz bu seferden, iki ay geçmiş idi.

Münâfıkların başı “Abdullah” ölmüş idi.

 

Böylece birlikleri bozulup dağıldılar.

Cümle müslümânlar da artık râhatladılar.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan