|
29 - TEBÜK SEFERİ
MÜNÂFIKLARIN SÛİKASTI
Mücâhidler nihâyet “Tebük”ten
ayrıldılar.
Ve nûrlu Medînenin yoluna
koyuldular.
Velâkin münâfıklar, gelince
dar bir yere,
Gece, tuzak kurdular
Sevgili Peygambere.
Peygamber Efendimiz, “Kusvâ”
adlı devenin,
Üstünde, izzet ile giderdi
geceleyin.
Yuları, “Ammâr ibni
Yâsir”deydi o anda.
Ardından geliyordu “Huzeyfe-i
Yemân” da.
Lâkin münâfıkların bu
fikrini, o gece,
Cebrâil o Server’e haber
verdi hemence.
Dar yere yaklaşınca
Resûlullah giderken,
Bir münâfık gurubu, hücûma
geçti birden.
Bu hâli görür görmez
Huzeyfe-i Yemânî,
Onların üzerine hücûma
geçti ânî.
(Ey Allah düşmanları!)
diyerek hem o ara,
Elindeki sopayla vurdu
münâfıklara.
Yüzleri maskelenmiş o oniki
münâfık,
Askerin arasına karıştı o
aralık.
Resûlullah, onların
isimlerini tek tek,
“Hazreti Huzeyfe”ye
gizlice bildirerek,
Tembîh buyurdular ki
hazreti Huzeyfe’ye:
(Sakın söylemiyesin bunu
başka kimseye.)
“Üseyyid bin Hudayr”
da, Resûl'ün huzûruna,
Gelip arz eyledi ki:
(Onları bildir bana.
Ki, o münâfıkların cezâsını
vereyim.
Başlarını kesip de, size
teslim edeyim.)
Lâkin Peygamberimiz kabûl
eylemeyince,
Üseyyid “Peki”
deyip, geri gitti hemence.
Bir münâfık, Resûl’e arz
etti ki bir ara:
(Teşrîf eder misiniz siz
mescid-i dırâr’a?)
Münâfıklar yapmıştı “Kubâ”’da
bu mescidi.
Resûl’ü, o mescide
çağırırlardı şimdi.
Ve lâkin maksatları “Kötü”
idi onların.
Gâye, bölünmesiydi cümle
müslümânların.
Resûlullah orada namâz
kılarsa eğer,
Diyecekler idi ki: (Burası
mübârek yer.)
Peygamber Efendimiz, bu
dâvet üzerine,
Gitmeye karar verdi onların
mescidine.
Velâkin Hak teâlâ uyardı
Resûlünü.
Bildirdi bir vahiyle,
onların içyüzünü.
Kâinâtın Sultânı, vâkıf
olunca buna,
“Mâlik ibni Duhşüm”ü
çağırdı huzûruna.
Buyurdu ki: (Âsım bin
Adiy ile gidiniz.
O mescidi yakarak, yer
ile bir ediniz.)
Onlar da bu emirle, o
mescide gittiler.
Önce ateşe verip, sonra
harâb ettiler.
Medîneli mü’minler,
döndüğünü Resûl’ün,
Öğrenip, istikbâle çıktılar
hepsi o gün.
Ve henüz bu seferden, iki
ay geçmiş idi.
Münâfıkların başı “Abdullah”
ölmüş idi.
Böylece birlikleri bozulup
dağıldılar.
Cümle müslümânlar da artık
râhatladılar.
|