|
29 - TEBÜK SEFERİ
DÜĞÜNE
GİDER GİBİ
Peygamber Efendimiz ve “Otuzbin”
mücâhid,
“Seniyyetül vedâ”dan yola
çıktı o vakit.
Kumandân olarak da, ordu
başında bizzât,
Bulunuyordu o gün, o
Server-i kâinât.
Tam “Onbin”i süvârî,
“Otuzbin” kişi vardı.
Hepsi de, o Resûl’ün aşkı
ile yanardı.
İslâm sancaklarını,
Resûlullah bu kere,
Teslim etti “Zübeyr”le,
hazreti “Ebû Bekr”e.
Bu "Otuzbin kişi"lik
muazzam ordu, o gün,
Çıktı yine sefere, emri ile
Resûl'ün.
O şânlı mücâhidler, çok
sıcak bir havada,
Neş’e ve sürûr ile
yürürlerdi yollarda.
Zîrâ Resûlullahtı
başlarında kumandân.
Hiçbir şey gözlerine
görünmüyordu o an.
Mâdem ki başlarında, vardı
“Hakkın Habîbi”,
Sıkıntılar, onlara zevk
verirdi tabii.
Peygamber Efendimiz ve
şânlı mücâhidler,
“Düğüne gider” gibi,
o yolları gittiler.
Velâkin “Susuzluk”tan
çoktu ızdırâbları.
Bir sabah, boşalmıştı
tamâmen su kapları.
Öyle ki, susuzluktan cümle
eshâb-ı kirâm,
Ölecek vaziyete gelmişti
herbiri tam.
Bu hâli fırsat bilen o
münâfıklar ama,
Şöyle söylüyorlardı
sahâbe-i kirâma:
(Peygamber olsa idi
hakîkaten Muhammed,
Duâ eder, bu yere
yağardı yağmur elbet.)
Peygamber-i zîşâna, onların
sözlerini,
Söyleyince, kaldırdı
mübârek ellerini.
Dedi ki: (Yâ ilâhî,
susuzdur eshâb şu an.
Acıyıp, üstümüze bir
yağmur eyle ihsân.)
Hava pek sıcak olup, hiç
bulut yokken hattâ,
Bir yağmur başladı ki, gök
delindi âdetâ.
Peygamber Efendimiz ve
şânlı sahâbîler,
Derhâl sevinçlerinden, "Tekbîr"ler
getirdiler.
Ordu hareket edip, oradan
ayrılınca,
Gördüler ki, o yağmur,
orada var yalnızca.
Ve o münâfıklara dediler ki
o zaman:
(Gördünüz, haydi şimdi
siz de olun müslümân.)
Onlar ise cevâben dediler:
(Bunda ne var?
Bir bulut geçiyorken, yağıp
gitti, o kadar.)
“Açlık” da, son
haddine gelmişti o vakitte.
Yemek için hiçbirşey yoktu
bir mücâhidde.
“Bir hurma”yı, iki
er bölüşüp yiyorlardı.
Ve sefere, güçlükle devâm
ediyorlardı.
Cümle eshâb aç susuz, o
yolları aştılar.
Büyük zorluklar ile, “Tebük”e
ulaştılar.
Ve Tebük kaynağına vardılar
en nihâyet.
Gördüler ki, azalmış
kaynağın suyu gâyet.
Peygamber Efendimiz,
bulundu bir duâda.
Birden kaynağın suyu,
çoğaldı o arada.
Ve “Otuz bin”
kişilik koca islâm ordusu,
İçti de, buna rağmen
eksilmedi hiç o su.
Peygamber-i zîşânın bir
mûcizesi ile,
O yerler, zümrüt gibi
yeşillendi hâliyle.
|