|
29 - TEBÜK SEFERİ
İSLÂM
HIZLA YAYILIYOR
Peygamber Efendimiz, geri
dönüp Hayber’den,
Çeşitli devletlere
mektuplar yazdı hemen.
Onları, elçilerle gönderip
en nihâyet,
O hükümdârları da, islâma
etti dâvet.
O devletler içinde, önce “Bahreyn”
ve “Ummân”,
Melikleri, halkıyla
birlikte etti îmân.
Birçok kabîlelerden
heyetler de geldiler.
Resûl’ün huzûrunda hep îmân
eylediler.
Velhâsıl "İslâmiyyet"
hızla yayılıyordu.
İnsanlar, gürûh gürûh îmâna
geliyordu.
Çevre kabîlelerden müslümân
olanlara,
Muallim ve vâliler
gidiyordu o ara.
Müslümân olmak için, akın
akın her yandan,
Medîneye, heyetler
geliyordu durmadan.
Peygamber-i zîşânın
huzûrunda oturup,
Müslümân olurlardı insanlar
gurup gurup.
Yine gelindiğinde o yıl
Receb ayına,
O Server buyurdu ki sevgili
eshâbına:
(Bugün vefât eyledi
sâlih bir kardeşimiz.
Namâzını kılalım kalkın
şimdi hepimiz.)
Kendisi imâm olup, kıldırdı
namâzını.
Sonra talep eyledi Onun
affolmasını.
Hakîkaten birkaç gün
geçmişti ki aradan,
Medîneye, bir haber geldi
Habeşistândan.
Böylece Habeşistân Meliki “Necâşî”nin,
Vefât eylediğini anladı
herkes kesin.
Hicretin dokuzuncu yılında,
islâmiyyet,
Her yerde yayılarak, oldu
büyük bir "Devlet”.
Lâkin bu büyümeyi istemiyen,
kıskanan,
“Bizans imparatoru”
var idi ki o zaman,
Bâzıları giderek bu Bizans
melikine,
Onu tahrîk ettiler, islâmın
aleyhine.
Dediler: (Peygamberlik
dâvâsında bulunan,
Bir kimse var ya hani, o
vefât etti şu an.
Müslümânlar kıtlık ve
yokluk içindedirler.
Onun vefâtı ile, güçsüz
ve zaiftirler.
Sen, onları dînine
çevirmek istiyorsan,
Şimdi tam zamanıdır,
geçirme fazla zaman.)
Herakliyus, onları dinleyip
etkilendi.
Hemen “Kırkbin”
kişilik bir ordu tertîb etti.
“Kubad” kumandasında
çıkardı sonra yola.
Ki, gidip savaşsınlar,
hemen müslümânlarla.
Bunu haber alınca o
Server-i kâinât,
Harp hazırlığı için, verdi
hemen tâlîmât.
Kuraklık olduğundan, o sene
sahâbîler,
Çoğu, maddî bakımdan darlık
içindeydiler.
Sâdece ticâretle uğraşan
mü’minlerin,
Hâli, diğerlerinden
iyiceydi, velâkin,
Sevgili Peygamberi, savaşa
katılacak,
Erlerin teçhîzâtı
düşündürürdü ancak.
Gerekli teçhîzâtın te'mîni
husûsunda,
Harekete geçirdi eshâbını
sonunda.
Her sahâbî, elinde ne varsa
getirdiler.
Peygamber-i zîşâna varıp
teslim ettiler.
|