|
28 - HUNEYN GAZÂSI
ŞAŞKINLIK HÂSIL OLDU
Öncü birliklerinin
başkumandanı olan,
“Hâlid bin Velîd”
dahî, habersizdi pusudan.
Ve hareket emrini vererek
birliğine,
Hızla sürdü atını, o "Huneyn
vâdisi"ne.
Vâdiye girer girmez
mücâhidler hep birden,
Müthiş “Ok yağmuru”na
tutuldular âniden.
Hiç beklemiyorlardı böyle
şey zîrâ onlar.
Ne yapacaklarını o anda
şaşırdılar.
Geri dönmekten başka, yoktu
bir çâreleri.
Bu sebeple mecbûren,
döndüler birden geri.
Bu ânî dönüşüyle fakat
öndekilerin,
Bozuldu düzenleri, arkadan
gelenlerin.
Bir şaşkınlık içinde, islâm
mücâhidleri,
Girdikleri vâdiden
dönüyordu ki geri,
Düşmanlar, yamaçlardan, “Yirmi
bin”kişi kadar,
Sel gibi, o vâdiye akmaya
başladılar.
Hevâzin kabîlesi, her
attığını vuran,
Okçu bir kabîleydi,
gerçekten de pek yaman.
“Ok yağmuru” altında
kalınca mücâhidler,
Bir şaşkınlık içinde,
geriye çekildiler.
Lâkin Peygamberimiz, bu
kargaşa ânında,
“Tek başına”
kalmıştı düşmanın karşısında.
Buna rağmen o Server,
saldıran bu düşmana,
Hücûma geçti hemen, kendisi
tek başına.
Hazreti “Abbâs” ile
“Ebû Bekr” bunu görüp,
Ve yüz kadar sahâbî, bir
anda geri dönüp,
Resûl’ün arkasından
sür’atle yetiştiler.
Kendi vücûtlarını, Ona
siper ettiler.
Tuttu "hazreti Abbâs"
atının dizginini.
"Süfyân bin Hâris" ise,
tutup üzengisini,
O Resûl’ün hızını kesmeye
uğraştılar.
Onu, düşman içine yalnız
bırakmadılar.
Ve hazreti Abbâs’a,
Resûlullah o ara,
Buyurdu ki: (Yâ Abbâs, nidâ
eyle onlara.
De ki: “Ey sahâbîler ve
ey Medîneliler!
Ey Bîat-ı rıdvânda
Resûl'e söz verenler!)
“Abbâs”, iri yapılı
ve gâyet gür sesliydi.
Sesi, çok uzaklardan râhat
işitilirdi.
Şöyle nidâ etti ki:
(Gelin ey sahâbîler!
Ey Semüre ağacı altında
söz verenler!
Bana doğru geliniz,
buraya toplanınız.
Zîrâ Peygamberimiz,
burada kaldı yalnız.)
Bu ses ile kendine gelen o
sahâbîler,
(Biz n’apıyoruz?)
deyip, hemen geri geldiler.
Ve derhâl etrâfında
toplandılar Resûl’ün.
“Tekbîr” sedâlarıyla
inledi yer gök o gün.
Müthiş bir mücâdele başladı
ki o zaman,
Düşman dehşete düştü,
Tekbîr sedâlarından.
Kılıçlar, şimşek gibi
kalkıp ve iniyordu.
Her vuruşta, bir düşman
yere seriliyordu.
|