|
28 - HUNEYN GAZÂSI
DÜŞMAN
PUSU KURMUŞTU
Resûlullah, Mekkeyi
fethetmek maksadiyle,
Medîneden çıkınca kahraman
eshâbiyle,
Bir kısım kabîleler
zannettiler ki, “Bunlar,
Kendi üzerlerine savaşa
geliyorlar.”
Bunlar, “Hevâzin”
ile, “Sakîf” idi ki, hemen,
Savaş hazırlığına
başladılar o günden.
Lâkin Mekke fethine
gidildiğini, onlar,
Sonradan öğrenince biraz
râhatladılar.
Ama devâm ettiler, bu
hazırlıklarına.
Hattâ daha ziyâde hız verdi
onlar buna.
Zîrâ düşündüler ki: “Mekke
fethedilince,
Bizim üzerimize gelirler
binnetîce.”
Ve yine dediler ki: “Biz
savaşçı milletiz.
Onlarla savaşırsak, elbette
biz yeneriz.
Sebebine gelince, onlar, bu
güne kadar,
Harp bilen bir kavimle hiç
karşılaşmadılar.
Bütün hünerimizi, bu cenkte
gösterelim.
Savaş nasıl olurmuş, onlara
öğretelim.”
Ve “Yirmibin”
kişilik kuvvetli bir orduyla,
Hevâzin kabîlesi, çıktılar
o gün yola.
Başlarında “Mâlik bin
Avf” diye biri vardı.
Bunlar, kendilerine çok
güveniyorlardı.
Hattâ zoru görünce
kaçmamaları için,
Harbe, kadınları da
geliyordu hepsinin.
Bu haberi Mekkede işitince
o Server,
Tahkîk için, birini o yere
gönderdiler.
O, bu emri alınca, Mekkeden
hareketle,
Girdi düşman içine,
tebdîl-i kıyâfetle.
Asıl niyetlerini öğrenip
döndü geri.
Ve Resûl-i zîşâna arz etti
bilgileri.
Peygamberimiz dahî,
eshâbını toplayıp,
“Attâb ibni Esed”i,
Mekkeye vâli yapıp,
“Onikibin” kişilik
kahramân ordusuyla,
Hareket emri verip,
sür’atle çıktı yola.
İslâmın sancağını, emri ile
Resûl’ün,
“Alî bin Ebî Tâlib”
taşıyor idi o gün.
Ve öncü kuvvetlerin
kumandanlığını da,
Yine “Hâlid bin Velîd”
yapıyordu o anda.
Kâinâtın sultânı, üst üste
zırh giyerek,
Ve “Düldül” adındaki
katırına binerek,
Şevvâlin onbirinci gününün
gecesinde,
Geldi ordusu ile, tam “Huneyn”
vâdisine.
O sabah namâzını, kıldırıp
cemâatle,
Harekete geçirdi ordusunu
sür’atle.
Lâkin pusu kurmuştu bu
vâdide düşmanlar.
Bundan habersiz idi, o anda
müslümânlar.
Alaca karanlıktı ortalık
zîrâ o an.
Haberdâr olmadılar, pusu
kurduklarından.
|