ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

27 - MEKKE'NİN FETHİ

MÜŞRİKLER ÜMİTLİYDİ

 

Peygamber Efendimiz ve şânlı sahâbîler,

Birlikte Beytullahı önce tavâf ettiler.

 

Ve hazreti Abbâs’ın kuyudan çıkardığı,

Zemzem suyunu içip, sonra da abdest aldı.

 

Vücûdundan ayrılan suları, o arada,

Eshâb, yere düşmeden kapıştılar havada.

 

Bunu gören müşrikler, çok hayret eylediler.

(Biz böyle bir hükümdâr hiç görmedik) dediler.

 

Kâbenin çevresinde, taştan veyâ tahtadan,

Yapılmış çok sayıda "Put"lar vardı o zaman.

 

Peygamber Efendimiz, kırılıp bu putların,

Tertemiz olmasını istedi Beytullahın.

 

Ve okuyup “Sûre-i İsrâ”dan iki âyet,

Asâ’sıyle putlara eyledi bir işâret.

 

Asâ’nın dokunduğu o putlar, birer birer,

Yüzleri üzerine yerlere devrildiler.

 

Öğle vakti girince, Bilâl-i Habeşî’ye,

Emretti Resûlullah: (Kalk, ezân oku!) diye.

 

O da, yanık sesiyle okudu ki bir ezân,

Kalplere, çok büyük bir huzûr geldi o zaman.

 

Velâkin müşriklerin içleri eriyordu.

Elem ve üzüntüyle hepsi kahroluyordu.

 

Allahın Peygamberi, bâzı eshâbı ile,

Beytullaha girdiler ibâdet maksadiyle.

 

Kapıyı arkasına alıp Fahr-i kâinât,

Namâz edâ eyledi, burada iki rekât.

 

Sonra çıkıp, kapının her iki kanadından,

Mübârek elleriyle tutarak durdu o an.

 

Kureyşli müşriklerse, hep mescid-i harâmda,

Toplanmış, heyecânla bekleşirdi o anda.

 

Korku ile karışık bir ümitle, cümlesi,

Resûl’ün kararını bekliyorlardı hepsi.

 

Zîrâ onlar, vaktiyle Sevgili Peygambere,

Ve Ona îmân eden bir nice mü’minlere,

 

Her türlü eziyet ve işkence yapmışlardı.

Kırbaç ile dövmüşler, ateşte yakmışlardı.

 

İpi, boyunlarına takıp bir seferinde,

Yerde sürümüşlerdi, dikenler üzerinde.

 

Ateşte kızartılmış şişleri, bir çoğuna,

Vahşîce sokmuşlardı çıplak vücûtlarına.

 

Koyup hem üstlerine ağır, sıcak kayalar,

Döverlerdi onları, bayıltıncaya kadar.

 

Üç sene”, bir bölgeye hapsedip aç ve susuz,

Mahrûm bırakmışlardı her şeyden hem de suçsuz.

 

Sonunda, yurtlarından sürüp çıkarmışlardı,

Bunlar yetmezmiş gibi, çok da harp yapmışlardı.

 

Bütün bunlara rağmen, ümitlilerdi yine,

Ümitle bakarlardı, gözlerinin içine.

 

Çünkü karşılarında, âleme rahmet olan,

Bir merhamet deryâsı "Peygamber" vardı o an.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan