|
27 - MEKKE'NİN FETHİ
KÂBEYE
GİREN KURTULUR
İslâm ordularının haşmetini
görerek,
“Ebû Süfyân”ın kalbi
yumuşamış idi pek.
Dedi: "Rum kayserini ve
Acem kisrâsını,
Gördüm hem de bunların mülk
ve saltanatını.
Fakat hiçbirisinde yoktu
böyle ihtişâm.
Bu ordu, herbirinden daha
güçlü, muazzam.
Bu kudretli orduya kimse
karşı koyamaz.
Hiçbir ordu, bunlara, aslâ
baş kaldıramaz."
Bunları düşünerek tuttu
Mekke yolunu.
İslâmın bu haşmeti,
etkilemişti onu.
Gelip Kureyşlilere dedi ki:
(Ey insanlar!
Tâ yanıbaşınıza sokulmuş
müslümânlar.
Öyle büyük orduyla gelmiş
ki hem Muhammed,
Karşısında durmanın imkânı
yoktur elbet.
Boş yere kendinizi
aldatmayın şimdi siz.
Müslümân olunuz ki,
kurtulabilesiniz.
Her kim Ebû Süfyânın evine
girer ise,
Kendisini ölümden halâs
eder o kimse.
Ve her kim, Beytullaha
sığınırsa eğer ki,
O da, öldürülmekten
kurtulur elbette ki.
Her kim de, kapanırsa,
girip kendi evine,
Onlar da kurtulurlar,
ölümden elbet yine.)
Bu sözler üzerine, korkudan
Mekkeliler,
Koşarak, bu üç yerden
birisine girdiler.
Onikibin müslümân ve
Server-i kâinât,
“Zîtuvâ” mevkiinde
toplanmıştı o sâat.
“Âlemlerin sultânı”
hatırladı ki hemen:
Tam sekiz sene önce
ayrılmıştı Mekkeden.
Müşrikler sarmış idi
seâdethânesini.
Öldürmek isterlerdi o gece
kendisini.
O, Yâsin-i şerîften âyetler
okuyarak,
Çıkmıştı hânesinden âşikâre
olarak.
Kimseye görünmeden, “Ebû
Bekr”in yanına,
Gitmiş ve oradan da,
varmıştı “Sevr dağı”na.
Mekke hudutlarından
ayrılmadan hem dahî,
Demişti ki: "Ey Mekke,
bilirim ki Vallahi,
Sen, bu dünyâ yüzünde,
en hayırlı mekânsın.
Ben ve Allah katında, en
sevgili olansın.
Zorla çıkarılmamış olsa
idim eğer ben,
Bilmiş ol ki, hiç senden
ayrılmazdım katiyyen."
Böyle düşündüğünde, Cebrâil
gelmiş idi.
Tekrar döneceğini Ona
müjdelemişti.
Kendilerinden kat kat üstün
düşmana karşı,
Nasıl kazanmışlardı yapılan
her savaşı.
Şimdiyse "Oniki bin"
kişi vardı yanında.
Hepsi, pervâne gibi,
dönerdi etrâfında.
Mekkeye girmek için, emir
bekliyorlardı.
Resûlullah, o anda bunları
hâtırladı.
Ve bütün bunlar için,
hamdeyleyip Rabbine,
Başını, tevâzûyla eğiverdi
önüne.
|