|
27 - MEKKE'NİN FETHİ
KUREYŞ
AHDİ BOZDU
Hudeybiye sulhünün şöyleydi
bir maddesi:
O havâlîde olan her Arap
kabîlesi,
Ya “Muhammedîler”in
olacaktı yanında,
Ya da olacaklardı “Kureyş”in
saflarında.
İşbu kabîlelerden “Huzâa”
kabîlesi,
Müslümânlardan yana
olmuşlardı cümlesi.
Lâkin “Benî Bekr”
ise, Kureyş müşriklerinin,
Yanında bulunmayı gördüler
daha emîn.
Zâten bu kabîleler,
düşmandı birbirine.
Sık sık saldırıyordu birisi
diğerine.
Velâkin Hudeybiye sulhüne
göre bunlar,
İki sene müddetle, harp
etmeden durdular.
Fakat “Benî Bekir”den
birisi, en nihâyet,
Şiir yazıp, Resûl’e
eylemişti hakâret.
“Huzâa”dan bir genç
de, dayanamayıp buna,
O kimseye vurarak, boyadı
onu kana.
“Bekr oğulları” ise,
bilerek bunu fırsat,
Saldırıya geçtiler “Huzâa”ya
o sâat.
Kureyş müşrikleri de, hem
çok silâh vererek,
Hem onlara gizlice, adamlar
göndererek,
Bu saldırı işine yardım
eylemişlerdi.
Ve yirmiden ziyâde mü’min
öldürmüşlerdi.
Bu gece baskınında, bâzısı
Huzâadan,
Yardım istemişlerdi, mânen
Resûlullah’tan.
O anda Resûlullah, hazreti
Meymûne’nin,
Evindeydi ve o an,
kalkmıştı abdest için.
Allahın izni ile o Server-i
kâinât,
Duydu ki, müslümânlar
istiyor ondan imdât.
“Lebbeyk! Lebbeyk!”
buyurdu o çağrıya cevâben.
Meymûne vâlidemiz işitip
sordu hemen.
Dedi: (Yâ Resûlallah, merak
ettim bendeniz.
Yanımızda kimse yok, kime
Lebbeyk dediniz?)
Peygamber-i zîşân da
buyurdu ki cevâben:
(Huzâa mü’minleri yardım
istedi benden.)
Velhâsıl Kureyşliler,
Hudeybiye sulhünün,
Maddesine aykırı
davranmışlardı o gün.
Huzâa’dan bir heyet,
Medîneye geldiler.
Peygamber-i zîşâna, bunu
haber verdiler.
Peygamber Efendimiz, üzülüp
buna hemen,
Gelen müslümânlara buyurdu
ki cevâben:
(Yardımda bulunmazsam
Huzâa’ya, Vallahi,
Hiç yardım olunmasın o
zaman bana dahî.)
Daha sonra bir mektup
yazdırdı ki Kureyşe:
(Siz neden karıştınız
böyle kötü bir işe?
Siz, Bekr oğullarına
yardımda bulunarak,
Adam öldürmüşsünüz, gece
baskın yaparak.
Onlarla ittifaktan, ya
vaz geçeceksiniz,
Yâhut ölenler için,
diyet vereceksiniz.
Bunlardan birisini eğer
ki tam olarak,
Yapmazsanız, sizinle
harp ederim muhakkak.)
Lâkin Kureyş, reddedip Onun
bu teklîfini,
Harbe tahrîk ettiler,
Allahın Habîbini.
|