|
26 - MÛTE GAZÂSI
ONLAR
ŞEHÎD OLDULAR
Mücâhidler “Mûte”de
savaş yaptıkları an,
Resûlullah, mescidde
bulunurdu o zaman.
Huzûruna çağırdı cümle
eshâbını da.
Lâkin çok üzüntülü hâli
vardı o anda.
Eshâbdan bir tânesi, dedi:
(Yâ Resûlallah!
Canımız, herşeyimiz
fedâdır sana Vallah.
Üzgün görünürsünüz,
acabâ sebep nedir?
Size bakıp, biz dahî
olduk hep müteessir.)
Peygamber-i zîşânın mübârek
gözlerinden,
Gözyaşları akarak, buyurdu
ki cevâben:
(Beni üzen, eshâbın
şehîd olmalarıdır.
Zîrâ şu an Mûte’de,
şiddetli bir harp vardır.)
O an harp meydanını
gözleriyle görerek,
Eshâbına, her şeyi anlattı
şöyle tek tek:
(Ey eshâbım, önce “Zeyd”
sancağı aldı ele.
Lâkin şehîd edildi düşman
mızraklariyle.
O, Cennet köşklerinde şimdi
oturmaktadır.
Yâhut bahçelerinde koşuşup
durmaktadır.
“Câfer bin Ebî Tâlip”
sancağı aldı ondan.
Düşman ordularına saldırdı
hiç durmadan.
Çarpışıp şehîd oldu O dahî
en nihâyet.
Ona da nasîb oldu bu devlet
ve seâdet.
Yâkuttan iki kanat Rabbimiz
verdi ona.
O, dilediği zaman
uçmaktadır her yana.
Ondan sonra, sancağı “İbni
Revâha” aldı.
Yalın kılıç düşmanın
ortalarına daldı.
Çarpışıp şehîd oldu, o da
nihâyetinde.
Cennette oturuyor altın
taht üzerinde.
Onlar için şu anda, var
sonsuz bir âfiyet.
Yâ rabbî, sen onları eyle
afvü mağfiret.)
Mübârek gözlerinden yaşlar
boşanıyordu.
Göz yaşları içinde, sonra
şöyle buyurdu:
(Abdullah bin Revâha
vaktâ ki oldu şehîd,
İslâmın sancağını aldı
Hâlid bin Velîd.
Yâ rabbî, Hâlid senin
kılıcındır ki elbet,
Düşmanın karşısında
Hâlid’e sen yardım et.)
O Server, çok uzakta olan
hâdiseleri,
Görüp, böyle anlattı bir
mûcize eseri.
Resûlullah, bunları
sahâbe-i güzîne,
Anlatıp, geldi sonra
“Câfer’in hânesi”ne.
Hanımı “Esmâ Hâtun”,
o gün çocuklarını,
Yıkayıp giydirmiş ve
tarardı saçlarını.
Peygamber Efendimiz, şehîd
olan Câfer’in,
Yetîm çocuklarını görmeye
geldi ilkin.
Buyurdu ki: (Ey Esmâ,
Câfer’in oğulları,
Nerededir, sen şimdi
bana getir onları.)
Getirince, kokladı, öpüp
bastı bağrına.
Mübârek gözyaşları aktı
yanaklarına.
Esmâ Hâtun sordu ki: (Yâ
Resûlallah, niçin,
Onlara, yetîm gibi muâmele
edersin?
Yoksa beyim Câfer’e ve
arkadaşlarına,
Bir hâl mi vukû buldu,
söyleyin lütfen bana.)
O hâtuna cevâbı, şöyle oldu
Resûl’ün:
(Evet, şehîd oldular yâ
Esmâ onlar bugün.)
|