ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - MÛTE GAZÂSI

ÖYLEYSE CİZYE VERİN!

 

Kahramân mücâhidler, Sûriyeye varmıştı.

Şam vâlisi Şürahbil, bunu haber almıştı. 

 

Bildi ki, geliyorlar kendisiyle savaşa.

Kapıldı birden bire, bir korku ve telâşa.

 

Hemen “Herakliyus”a yazdı bu vaziyeti.

Gönderdi o da hemen, bir takviye kuvveti.

 

Yüzbin”e ulaşmıştı ordusu böylelikle.

Lâkin eshâb-ı kirâm, “Üç dört bin” yoktu bile.

 

Şam’a girdiklerinde velhâsıl müslümânlar,

Bu düşman ordusunun haberini aldılar.

 

Hemen “Zeyd bin Hârise”, sahâbeyi bir yere,

Toplayıp, bu husûsta eyledi istişâre.

 

Bu durum karşısında, bir kısım sahâbîler,

(Bunu, Resûlullaha bildirelim) dediler.

 

(Kâfirler "Yüzbin" kişi, biz ise "Üçbin" eriz.

Savaşa girelim mi? diye suâl ederiz.

 

Ya geriye çağırır, döneriz Medîne’ye.

Yâhut yardım gönderir, yürürüz ileriye.)

 

Sonra da söz isteyip, Abdullah bin Revâha,

Dedi: (Niçin yazalım bunu Resûlullaha?

 

Unuttuk mu buraya niçin geldiğimizi?

Resûlullah “Cenk için” göndermedi mi bizi?

 

Sonra hiç mühim değil, bizim için çok asker.

Kâfirler, “Bedir”de de, bizden fazla idiler.

 

Vallahi vardı o gün, yalnız “İki at”ımız.

Yine de zafer verdi bizlere Allahımız.

 

İnşallah bu cenkte de, biz oluruz muzaffer.

Zîrâ böyle vâdetti, Allah ile Peygamber.

 

Hak teâlâ vâdinden aslâ dönmez geriye.

Öyle ise durmayın, yürüyün ileriye.

 

Arkadaşlar, ne için tereddüt edersiniz?

Şehîd olmak” değil mi, zâten bizim gâyemiz?

 

Bizi cenge gönderdi, o Sevgili Peygamber.

Haydi ilerleyiniz, ya şehâdet, ya zafer!)

 

Abdullahın sözleri coşturdu mü’minleri.

Kurulmuş yaylar gibi fırladılar ileri.

 

Mûte” havâlîsine eriştiler nihâyet.

Dağ taş düşman doluydu, kalabalıktı gâyet.

 

Üçbin” kişi idiler, o gün eshâb-ı kirâm.

Düşman ordusu ise, “Yüzbin” kişi idi tam.

 

Yâni "Bir" mücâhide, “Otuz” rum düşüyordu.

Lâkin eshâb-ı kirâm, bunu düşünmüyordu.

 

Bir heyet teşkîl edip mücâhidler o ara,

Muhârebeden önce, gönderdiler Rumlara.

 

O Server'in emrine imtisâlen o heyet,

Gidip, o kâfirleri islâma etti dâvet.

 

Ve lâkin bu dâveti reddedince kâfirler,

(Öyleyse cizye verin!) diye teklîf ettiler.

 

Rumların kumandanı, bunu da reddedince,

Ceng”e karar verdiler müslümânlar hemence.

 

Önde “Zeyd bin Hârise”, sancağı yükselterek,

Girdi cenk meydanına, “Allah Allah!” diyerek.

 

Peşinden mücâhidler saldırdılar topyekün.

Tekbîr” sedâlarıyla, inledi yer gök o gün.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan