ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - MÛTE GAZÂSI

ORDU YOLA ÇIKTI

 

Müşrikler katledince elçi olan “Hâris”i,

Topladı eshâbını Allahın Sevgilisi.

 

Buyurdu: (Ey eshâbım, önce Şam’a varınız.

Zeyd ibni Hârise”dir, sizin kumandanınız.

 

Eğer harp esnâsında, Zeyd şehîd olur ise,

Câfer bin Ebî Tâlip” kumandan olsun size.

 

O da şehîd olursa harp meydanında eğer,

Abdullah bin Revâha” emîr olsun bu sefer.

 

O da şehîd olursa, bir araya geliniz.

Münâsip bir kimseyi, emîr tâyin ediniz.)

 

İsimleri sayılan şahısların, derakap,

Şehîd olacağı”nı anladı cümle eshâb.

 

Ve lâkin kendileri bunları işitince,

Bu "Müjde"den ötürü, gark oldular sevince.

 

Zîrâ tek gâyeleri var idi ki hepsinin,

O da, "Şehîd olmak"tı bu yolda Allah için.

 

Resûlullah, sancağı “Zeyd ibni Hârise”ye,

Teslim edip, orduyu gönderdi bu sefere.

 

Sonra o kumandana buyurdu ki: (Gidiniz!

Evvelâ kâfirleri dîne dâvet ediniz.

 

Kabûl etmezler ise, gitmiştir bizden vebâl.

Hemen o kâfirlerle yapınız cenk ve cidal.)

 

Üçbin” kişilik ordu, muhâcirîn ve ensâr,

Resûl’ün duâsıyla o gün yola çıktılar.

 

Peygamber Efendimiz “Vedâ yokuşu” denen,

Yere kadar, onların yürüdü peşlerinden.

 

Ve hattâ Medînede kalan sahâbîler de,

Gelip uğurladılar, onları bu mahalde.

 

Tekbîrler getirerek ayrılıyorken ordu,

Kalanlar, onlar için duâlar ediyordu.

 

Mücâhidler ufuktan kayboluncaya kadar,

Onlara, gözyaşı ve gıbta ile baktılar.

 

Zeyd ibni Hârise”nin taşıdığı o sancak,

Dalgalanıyor idi, rüzgârda sallanarak.

 

Yolculuk, olaysız ve neş’eli geçiyordu.

Mücâhidler, cenk için sabırsızlanıyordu.

 

Abdullah bin Revâha” giderken o arada,

Şiirlerle birşeyler söylerdi şu mânâda:

 

(Ey devem, kumluktaki şu kuyuya beni sen,

Oradan da, dört konak ileri götürürsen,

 

Bundan başka sefere artık çıkmıyacaksın.

Zîrâ bu cenkten sonra, sâhipsiz kalacaksın.

 

Çünkü ben, bu savaştan geri dönmiyeceğim.

Öyle umuyorum ki, ben şehîd düşeceğim.)

 

Sonra kendi kendini etti ki şöyle îkâz:

(Ey Revâha’nın oğlu, geç kaldın, hızlan biraz.

 

Çok yavaş gidiyorsun, bak diğer mücâhidler,

Seni, çok gerilerde bırakıp da gittiler.)

 

Böyle deyip, deveyi hızlandırdı az daha.

Ve şöyle söylendi ki: (Bak ey İbni revâha!

 

Sen artık düşünme ki, geride malların var.

Umurunda olmasın, bağ bahçe ve hurmalar.

 

Zîrâ Allah yolunda cihâda gidiyorsun.

Sonunda şehîdlik var, sana müjdeler olsun.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan