|
26 - MÛTE GAZÂSI
ORDU
YOLA ÇIKTI
Müşrikler katledince elçi
olan “Hâris”i,
Topladı eshâbını Allahın
Sevgilisi.
Buyurdu: (Ey eshâbım, önce
Şam’a varınız.
“Zeyd ibni Hârise”dir,
sizin kumandanınız.
Eğer harp esnâsında, Zeyd
şehîd olur ise,
“Câfer bin Ebî Tâlip”
kumandan olsun size.
O da şehîd olursa harp
meydanında eğer,
“Abdullah bin Revâha”
emîr olsun bu sefer.
O da şehîd olursa, bir
araya geliniz.
Münâsip bir kimseyi, emîr
tâyin ediniz.)
İsimleri sayılan
şahısların, derakap,
“Şehîd olacağı”nı
anladı cümle eshâb.
Ve lâkin kendileri bunları
işitince,
Bu "Müjde"den ötürü,
gark oldular sevince.
Zîrâ tek gâyeleri var idi
ki hepsinin,
O da, "Şehîd olmak"tı bu
yolda Allah için.
Resûlullah, sancağı “Zeyd
ibni Hârise”ye,
Teslim edip, orduyu
gönderdi bu sefere.
Sonra o kumandana buyurdu
ki: (Gidiniz!
Evvelâ kâfirleri dîne
dâvet ediniz.
Kabûl etmezler ise,
gitmiştir bizden vebâl.
Hemen o kâfirlerle
yapınız cenk ve cidal.)
“Üçbin” kişilik
ordu, muhâcirîn ve ensâr,
Resûl’ün duâsıyla o gün
yola çıktılar.
Peygamber Efendimiz “Vedâ
yokuşu” denen,
Yere kadar, onların yürüdü
peşlerinden.
Ve hattâ Medînede kalan
sahâbîler de,
Gelip uğurladılar, onları
bu mahalde.
Tekbîrler getirerek
ayrılıyorken ordu,
Kalanlar, onlar için duâlar
ediyordu.
Mücâhidler ufuktan
kayboluncaya kadar,
Onlara, gözyaşı ve gıbta
ile baktılar.
“Zeyd ibni Hârise”nin
taşıdığı o sancak,
Dalgalanıyor idi, rüzgârda
sallanarak.
Yolculuk, olaysız ve
neş’eli geçiyordu.
Mücâhidler, cenk için
sabırsızlanıyordu.
“Abdullah bin Revâha”
giderken o arada,
Şiirlerle birşeyler
söylerdi şu mânâda:
(Ey devem, kumluktaki şu
kuyuya beni sen,
Oradan da, dört konak ileri
götürürsen,
Bundan başka sefere artık
çıkmıyacaksın.
Zîrâ bu cenkten sonra,
sâhipsiz kalacaksın.
Çünkü ben, bu savaştan geri
dönmiyeceğim.
Öyle umuyorum ki, ben şehîd
düşeceğim.)
Sonra kendi kendini etti ki
şöyle îkâz:
(Ey Revâha’nın oğlu, geç
kaldın, hızlan biraz.
Çok yavaş gidiyorsun,
bak diğer mücâhidler,
Seni, çok gerilerde
bırakıp da gittiler.)
Böyle deyip, deveyi
hızlandırdı az daha.
Ve şöyle söylendi ki:
(Bak ey İbni revâha!
Sen artık düşünme ki,
geride malların var.
Umurunda olmasın, bağ
bahçe ve hurmalar.
Zîrâ Allah yolunda
cihâda gidiyorsun.
Sonunda şehîdlik var,
sana müjdeler olsun.)
|