|
26 - MÛTE GAZÂSI
ÜÇBİN
MÜCÂHİD TOPLANDI
“Hâlid bin Velîd”
der ki: “Velîd”den mektup aldım.
Okuyunca, sevinip bir hayli
duygulandım.
Artık yegâne arzûm, o
Server’e gitmekti.
Huzûrunda diz çöküp, Ona
îmân etmekti.
Düştüm bu iştiyâkla Medîne
yollarına.
Uğradım “Osmân ibni
Talha”nın da yanına.
O da îmân etmeyi çok
istiyormuş meğer.
İkimiz, seher vakti, yola
çıktık berâber.
Az sonra karşılaştık hem de
“Amr bin Âs”ile.
O da, aynı maksatla,
gidiyormuş Resûl'e.
Yolda ilerledikçe, bu arzûm
fazlalaştı.
Medîneye varınca, had
safhaya ulaştı.
En güzel elbisemi giyinip
hazırlandım.
Sonra, Resûlullahın olduğu
yere vardım.
Sevinç ve heyecânla girince
yanlarına,
O, güler yüzü ile, bir
nazar etti bana.
Huzûrunda oturup, hürmetle
verdim selâm.
Baktım, gülümsüyordu Resûl
aleyhisselâm.
Dedim: (Yâ Resûlallah,
ederim ki şehâdet,
Allah birdir, sen Onun
Peygamberisin elbet.)
Buyurdu ki: (Rabbime
olsun ki hamd ve senâ,
Bu saâdet yolunu
gösteren O’dur sana.)
Dedim: (Yâ Resûlallah duâ
buyurunuz da,
Affetsin Hak teâlâ beni
huzûrunuzda.)
Buyurdu: (Öyle üstün
dindir ki islâmiyyet,
Önceki günâhları tamâmen
siler elbet.)
“Osmân bin Talha” ile “Amr
bin Âs” da aynı gün,
Îmânla şereflendi huzûrunda
Resûl’ün.
Böylelikle Mekkenin en
güçlü, en sevilen,
Ve gözünü budaktan aslâ
esirgemiyen,
Üç nâmlı pehlivânı,
Resûl’ün huzûrunda,
Sahâbe-i güzînden oldular
en sonunda.
Buna, sahâbîler de çok
memnûn olmuşlardı.
Ve bunu, “Tekbîrler”le
açığa vurmuşlardı.
Bâdemâ bu yiğitler, din ve
Allah yolunda,
Gayret edeceklerdi,
Resûlullah uğrunda.
Hicretin sekizinci yılında
Fahr-i âlem,
Bâzı hükümdârlara, mektup
gönderirdi hem.
İslâma dâvet için, Fahr-i
kâinât yine,
Bir mektup yazdırmıştı
Busrâ’nın hâkimine.
“Hâris” adlı sahâbî,
Resûl’ün mektûbunu,
Alarak, sür’at ile tuttu “Mûte”
yolunu.
“Mûte”ye yaklaşınca nihâyet
bu bahtiyâr,
Hıristiyân askerler onu
tutukladılar.
“Şurahbil bin Amr”
idi, o zaman Şam vâlisi.
Alçakça şehîd etti o
hazreti Hâris’i.
Onun şehâdetini işitince o
Server,
Bu haksız harekete pek
fazla üzüldüler.
Ve hemen eshâbını toplayıp
huzûruna,
Buyurdu ki: (Bir bölük
çıksın Mûte yoluna.
Zîrâ rumlar, Hâris’in
akıtmıştır kanını.
Alalım kâfirlerden bunun
intikamını.)
Allahın Sevgilisi böyle
emrettiğinden,
“Üçbin” adet
mücâhit, toplandı o gün hemen.
|