ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

26 - MÛTE GAZÂSI

HÂLİD NERELERDEDİR ?

 

Resûlullah, umrede bulunduğu günlerde,

Velîd ibni Velîd” de vardı o kâfilede.

 

Resûlullah, Velîd’le ederlerken hasbihâl,

Ağabeyi “Hâlid bin Velîd”i etti suâl:

 

(Hâlid nerelerdedir, Onunla kur bir temas.

Onun, islâmiyyeti bilmemesi olamaz.

 

Keşke îmân etmekle o da şereflenseydi.

O kahramânlığını islâmda gösterseydi.

 

Bizim saflarımıza katılsaydı o artık.

Kendisini çok sever, çok da üstün tutardık.)

 

Zâten bunu, “Velîd” de isterdi pek ziyâde.

Zaman zaman mektuplar yazardı bu meâlde.

 

Bildirince Resûl’ün bu sözlerini dahî,

O da islâmiyyete meyletti bizâtihî.

 

Bir an evvel Resûl’le görüşeyim” diyordu.

Huzûrunda müslümân olmayı istiyordu.

 

Bu hâlini, kendisi anlatır ki sonradan:

(Bana bu seâdeti Rabbimiz etti ihsân.

 

Resûl’ün sevgisi”ni yerleştirdi kalbime.

Bu sevgi sebep oldu benim seâdetime.

 

Halbuki Ona karşı yapılan her savaşta,

Bulunup, onlar ile cenk etmiştim en başta.

 

Ama ben, her savaştan geriye döner iken,

Haksız” olduğumuzu anlıyordum yakînen.

 

Hattâ kendi kendime diyordum ki: “Muhammed,

Bir gün gelir, bizlere muzaffer olur elbet.”

 

Gâlip geleceğini, mutlaka biliyordum.

Her harpten, bu hislerle ayrılıp gidiyordum.

 

Yine “Hudeybiye”ye geldiğinde, bir kere,

Yanlarına sokuldum, “Zarar vermek” üzere.

 

Zîrâ bendim Kureyş’in süvârî komutanı.

İyi hâtırlıyorum mâlesef ben o ânı.

 

Bizden emîn şekilde, güvenerek Rabbine,

Namâz kıldırıyordu sahâbe-i güzîne.

 

O gün çok telâşsızdı Allahın Sevgilisi.

Yoktu hem etrâfında muhâfızı, bekçisi.

 

Atımı üstlerine sürdümse de kaç kere,

At ileri gitmeyip, sıçrardı gerilere.

 

Bundan çok duygulandım, düşündüm ki o zaman:

Hak teâlâ bu zâtı koruyor her zarardan.”

 

O ara kardeşimden bir mektup geldi bana.

Diyordu ki: (Ne zaman geleceksin îmâna?

 

Peygamber efendimiz seni sordu Vallahi.

Buyurdu ki: “İslâma gelseydi Hâlid dahî.

 

Bizim saflarımızda yapsaydı kahramânlık.

Biz de onu kıymetli, hem de üstün tutardık.”

 

Resûl böyle istiyor, geçmemiştir iş işten.

Îmân et de kendini kurtar “Sonsuz ateş”ten.

 

Çok fırsatlar kaçırdın, haydi gel, durma artık.

Daha çok gecikirsen, fayda etmez pişmânlık.)

 

“Velîd”in mektûbunu mütâlâ eyleyince,

Îmân etme” arzûsu bende arttı iyice.

 

Resûl’e gitmek için, acele ediyordum.

Onun muhabbetiyle, yanıp tutuşuyordum.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan