|
26 - MÛTE GAZÂSI
HÂLİD
NERELERDEDİR ?
Resûlullah, umrede
bulunduğu günlerde,
“Velîd ibni Velîd”
de vardı o kâfilede.
Resûlullah, Velîd’le
ederlerken hasbihâl,
Ağabeyi “Hâlid bin Velîd”i
etti suâl:
(Hâlid nerelerdedir,
Onunla kur bir temas.
Onun, islâmiyyeti
bilmemesi olamaz.
Keşke îmân etmekle o da
şereflenseydi.
O kahramânlığını islâmda
gösterseydi.
Bizim saflarımıza
katılsaydı o artık.
Kendisini çok sever, çok
da üstün tutardık.)
Zâten bunu, “Velîd”
de isterdi pek ziyâde.
Zaman zaman mektuplar
yazardı bu meâlde.
Bildirince Resûl’ün bu
sözlerini dahî,
O da islâmiyyete meyletti
bizâtihî.
“Bir an evvel Resûl’le
görüşeyim” diyordu.
Huzûrunda müslümân olmayı
istiyordu.
Bu hâlini, kendisi anlatır
ki sonradan:
(Bana bu seâdeti Rabbimiz
etti ihsân.
“Resûl’ün sevgisi”ni
yerleştirdi kalbime.
Bu sevgi sebep oldu benim
seâdetime.
Halbuki Ona karşı yapılan
her savaşta,
Bulunup, onlar ile cenk
etmiştim en başta.
Ama ben, her savaştan
geriye döner iken,
“Haksız” olduğumuzu
anlıyordum yakînen.
Hattâ kendi kendime
diyordum ki: “Muhammed,
Bir gün gelir, bizlere
muzaffer olur elbet.”
Gâlip geleceğini, mutlaka
biliyordum.
Her harpten, bu hislerle
ayrılıp gidiyordum.
Yine “Hudeybiye”ye
geldiğinde, bir kere,
Yanlarına sokuldum, “Zarar
vermek” üzere.
Zîrâ bendim Kureyş’in
süvârî komutanı.
İyi hâtırlıyorum mâlesef
ben o ânı.
Bizden emîn şekilde,
güvenerek Rabbine,
Namâz kıldırıyordu sahâbe-i
güzîne.
O gün çok telâşsızdı
Allahın Sevgilisi.
Yoktu hem etrâfında
muhâfızı, bekçisi.
Atımı üstlerine sürdümse de
kaç kere,
At ileri gitmeyip, sıçrardı
gerilere.
Bundan çok duygulandım,
düşündüm ki o zaman:
“Hak teâlâ bu zâtı
koruyor her zarardan.”
O ara kardeşimden bir
mektup geldi bana.
Diyordu ki: (Ne zaman
geleceksin îmâna?
Peygamber efendimiz seni
sordu Vallahi.
Buyurdu ki: “İslâma
gelseydi Hâlid dahî.
Bizim saflarımızda yapsaydı
kahramânlık.
Biz de onu kıymetli, hem de
üstün tutardık.”
Resûl böyle istiyor,
geçmemiştir iş işten.
Îmân et de kendini kurtar “Sonsuz
ateş”ten.
Çok fırsatlar kaçırdın,
haydi gel, durma artık.
Daha çok gecikirsen, fayda
etmez pişmânlık.)
“Velîd”in mektûbunu mütâlâ
eyleyince,
“Îmân etme” arzûsu
bende arttı iyice.
Resûl’e gitmek için, acele
ediyordum.
Onun muhabbetiyle, yanıp
tutuşuyordum.)
|