|
24 - HAYBERİN FETHİ
HAZRET-İ
SAFİYYE
Peygamber-i zîşânla,
mücâhidler, nihâyet,
Hayber’in fethi ile,
yorulmuşlardı gâyet.
Bir yandan yaralılar tedâvî
edilirdi.
Bir yandan da gâziler,
oturup dinlenirdi.
O gün, yehûdîlerin önde
gelenlerinden,
Birisinin karısı, islâma
nefretinden,
Peygamberi zîşâna sûikast
tertîb edip,
Öldürmek istemişti zehirli
et yedirip.
Şöyle ki, bir keçiyi kesip
ve pişirerek,
İçine de gizliden "Zehir"
yerleştirerek,
Kebap yapıp getirdi onu
Efendimize.
Dedi: (Bizzât pişirip
getirdim bunu size.
Bu, benim hediyemdir,
lütfen kabûl ediniz.
Eshâbınla birlikte,
âfiyetle yiyiniz.)
Kabûl etti o Server onun
hediyyesini.
Çağırdı sofrasına, birkaç
sahâbîsini.
Ve önce kol kısmından,
kendisi kopararak,
Koyuverdi ağzına, “Besmele”
okuyarak.
O eti, birkaç defâ
çiğniyerek o Server,
Ağzından çıkardı ve attı
onu bu sefer.
Şânlı eshâbına da, söyleyip
bunu hemen,
Men etti onları da, bu
yemeği yemekten.
Buyurdu ki: (Bu eti,
yemeyip edin ki terk,
Zîrâ
“Ben zehirliyim” diyor bana bu yemek.)
Resûl'ün îkâzıyle,
sahâbîler de hemen,
Herbiri, ellerini çektiler
o yemekten.
Bir lokma yemiş idi ve
lâkin “Bişr bin Berâ”,
Vücûdu morararak, şehîd
oldu o ara.
Kadının yaptığına üzüldü
sahâbîler.
Ve onu yakalayıp, huzûra
getirdiler.
Peygamber Efendimiz sordu
ki o kadına:
(Ne için zehir kattın bu
keçi kebabına?)
O kadın, cevâbında dedi ki:
(Sen kocamı,
Öldürdün bu savaşta, hem
babamla amcamı.
Düşündüm ki: “O kişi
Peygamberse eğer ki,
Allah, Ona bu işi bildirir
elbette ki.
Değilse, o eti yer ve ölür
te'sîrinden.
Böylece kurtuluruz biz dahî
kendisinden”)
Eshâb, Resûlullaha ettiler
ki şöyle arz:
(Şunu öldürmemize var
mıdır bize cevâz?)
Lâkin kendi şahsına
yaptığından o bunu,
Yüksek merhametinden, af
etti o hâtunu.
Bu büyük merhameti görünce
o kadın da,
"Şehâdet"i getirip,
îmân etti ânında.
“Huyey ibni Hattâb”ın kızı
“Safiyye” dahî,
Resûl’ün hissesine düşmüştü
bizâtihî.
Lâkin Peygamberimiz, eyledi
onu âzâd.
O da çok duygulanıp, îmân
etti o sâat.
Resûlullah sevinip, onun bu
îmânına,
"Hazreti Safiyye"yi aldı
nikâhlarına.
Annesi olmuş oldu, cümle
müslümânların.
Zîrâ o, zevcesiydi artık
Resûlullahın.
“Sehbâ” denen mevkîde
yapıldı düğünleri.
“Kavun” ile “Hurma”dan
yendi düğün yemeği.
|