ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

24 - HAYBERİN FETHİ

HAZRET-İ SAFİYYE

 

Peygamber-i zîşânla, mücâhidler, nihâyet,

Hayber’in fethi ile, yorulmuşlardı gâyet.

 

Bir yandan yaralılar tedâvî edilirdi.

Bir yandan da gâziler, oturup dinlenirdi.

 

O gün, yehûdîlerin önde gelenlerinden,

Birisinin karısı, islâma nefretinden,

 

Peygamberi zîşâna sûikast tertîb edip,

Öldürmek istemişti zehirli et yedirip.

 

Şöyle ki, bir keçiyi kesip ve pişirerek,

İçine de gizliden "Zehir" yerleştirerek,

 

Kebap yapıp getirdi onu Efendimize.

Dedi: (Bizzât pişirip getirdim bunu size.

 

Bu, benim hediyemdir, lütfen kabûl ediniz.

Eshâbınla birlikte, âfiyetle yiyiniz.)

 

Kabûl etti o Server onun hediyyesini.

Çağırdı sofrasına, birkaç sahâbîsini.

 

Ve önce kol kısmından, kendisi kopararak,

Koyuverdi ağzına, “Besmele” okuyarak.

 

O eti, birkaç defâ çiğniyerek o Server,

Ağzından çıkardı ve attı onu bu sefer.

 

Şânlı eshâbına da, söyleyip bunu hemen,

Men etti onları da, bu yemeği yemekten.

 

Buyurdu ki: (Bu eti, yemeyip edin ki terk,

Zîrâ Ben zehirliyim diyor bana bu yemek.)

 

Resûl'ün îkâzıyle, sahâbîler de hemen,

Herbiri, ellerini çektiler o yemekten.

 

Bir lokma yemiş idi ve lâkin “Bişr bin Berâ”,

Vücûdu morararak, şehîd oldu o ara.

 

Kadının yaptığına üzüldü sahâbîler.

Ve onu yakalayıp, huzûra getirdiler.

 

Peygamber Efendimiz sordu ki o kadına:

(Ne için zehir kattın bu keçi kebabına?)

 

O kadın, cevâbında dedi ki: (Sen kocamı,

Öldürdün bu savaşta, hem babamla amcamı.

 

Düşündüm ki: “O kişi Peygamberse eğer ki,

Allah, Ona bu işi bildirir elbette ki.

 

Değilse, o eti yer ve ölür te'sîrinden.

Böylece kurtuluruz biz dahî kendisinden”)

 

Eshâb, Resûlullaha ettiler ki şöyle arz:

(Şunu öldürmemize var mıdır bize cevâz?)

 

Lâkin kendi şahsına yaptığından o bunu,

Yüksek merhametinden, af etti o hâtunu.

 

Bu büyük merhameti görünce o kadın da,

"Şehâdet"i getirip, îmân etti ânında.

 

“Huyey ibni Hattâb”ın kızı “Safiyye” dahî,

Resûl’ün hissesine düşmüştü bizâtihî.

 

Lâkin Peygamberimiz, eyledi onu âzâd.

O da çok duygulanıp, îmân etti o sâat.

 

Resûlullah sevinip, onun bu îmânına,

"Hazreti Safiyye"yi aldı nikâhlarına.

 

Annesi olmuş oldu, cümle müslümânların.

Zîrâ o, zevcesiydi artık Resûlullahın.

 

“Sehbâ” denen mevkîde yapıldı düğünleri.

Kavun” ile “Hurma”dan yendi düğün yemeği.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan