|
24 - HAYBERİN FETHİ
YEHÛDÎLER TESLİM OLDU
“Merhab”ı öldürünce “Allah
arslanı Alî”,
Bir anda çok bozuldu
kâfirlerin morali.
Peşinden mücâhidler hücûm
edince yine,
Kâfirler kaçıştılar hep
kalenin içine.
Kovalıyorlardı ki mü’minler
peşlerinden,
Aliyyül Mürtezâ’nın “Kalkan”ı
düştü birden.
Velâkin eğilip de, almaya
yoktu vakti.
Fırsat bilip, kalkanı,
kaçırdı bir yehûdî.
Buna, hazreti Alî üzülüp,
bu hiddetle,
“Hayberin kapısı”nı
tutup sarstı kuvvetle.
Onu, “Kalkan” yerine
kullanmak istiyordu.
Ancak o, bu husûsta Hakka
güveniyordu.
Koca demir kapıyı, sarstı
Allah adıyla.
Çıktı kapı yerinden Allahın
yardımıyla
O, kapıyı sarsarak
koparınca yerinden,
“Hayber kalesi” dahî
sarsıldı temelinden.
Hattâ "Ahtab"ın kızı, o
anda birden bire,
Sedirde otururken, sarsılıp
düştü yere.
Sekiz on pehlivânın
kımıldatamadığı,
Koca demir kapıyı, kaldırıp
"kalkan" yaptı.
Bir eliyle kapıyı tutarak
"kalkan" diye,
Kılıç savuruyordu, yine
öbür eliyle.
Sonra kale içine girerek
mücâhidler,
İslâmın sancağını burç
üstüne diktiler.
Bu hârikulâdeyi görünce
âşikâre,
Hep emân dilediler
yehûdîler son çâre.
Hazreti Alî ise, onlara
verdi emân.
Zîrâ Hayber kalesi
fethedilmişti o an.
Resûl'ün huzûruna gelerek
dönüp geri,
Arz etti kendisine bu
müjdeli haberi.
Sevindi Resûlullah, bu
fetih haberine.
Gözlerinden öperek,
buyurdular ki yine:
(Bu kahramânlığınla
bilesin ki yâ Alî!
Senden râzı oldular,
Allah ve Peygamberi.)
O, duyunca bu sözü Allahın
Resûlünden,
Ağlayıp, yaşlar aktı hemen
iki gözünden.
Resûlullah sordu ki: (Ne
için ağlıyorsun?)
Dedi: (Canım, herşeyim
yoluna fedâ olsun.
Sevinç ve sürûrumdan
ağlarım ki şimdi ben,
Hem Allah, hem Resûlü
râzıdır bendenizden.)
Buyurdu ki: (Ne kadar
sevinsen, yine azdır.
Zîrâ meleklerin de hepsi
senden râzıdır.)
Ve lâkin bir tek kale,
henüz fethedilmişti.
Diğer kalelerin de, düşmesi
gerekirdi.
Ama hiç zor olmadı, onları
fetheylemek.
Peşpeşe, kolaylıkla
fethedildiler tek tek.
Hepsi “Sekiz kale”ydi,
alındı birer birer.
En son “Sulh”
isteğinde bulundu yehûdîler.
Bu sulh teklîflerini, o
Server kabûl etti.
İlk şart, bu yehûdîler
öldürülmiyecekti.
Çocuklarını alıp, bir yük
de eşya ile,
Çıkıp gideceklerdi,
Hayber’den başka yere.
Geri kalan ne kadar var ise
mal ve nîmet,
Hepsi, müslümânlara
olacaktı ganîmet.
|