|
24 - HAYBERİN FETHİ
BEN
ARSLANIM!
Aliyyül Mürtezâ’ya Allahın
Peygamberi,
Buyurdu: (Geri dönme,
fethetmeden Hayberi!)
O da vedâ ederek hazreti
Peygambere,
Sancağını yükseltip, revân
oldu Hayber’e.
Varıp kale önüne, dikince
sancağını,
Büyük bir endîşe ve korku
sardı düşmanı.
Buna rağmen kaleden çıktı o
yehûdîler.
Hepsi iyi savaşçı ve çift
zırhlı idiler.
“Hâris” adlı birisi,
ileri çıktı birden.
Er istedi meydana, sahâbe-i
güzînden.
Bu, çok meşhûr bahadır “Merhab”ın
kardeşiydi.
O dahî Merhab gibi,
pehlivân bir kişiydi.
Önce o hamle yaptı Aliyyül
Mürtezâ’ya.
Sonra “hazreti Alî”,
el attı zülfikâra.
Kılıcı, şimşek gibi
kaldırıp vurdu birden.
Bir vuruşta, başını ayırdı
gövdesinden.
Sahâbe-i kirâm da, bunu
seyrediyordu.
O an “Tekbîr”
sesleri göğe yükseliyordu.
“Hâris”’in öldüğünü,
“Merhab” da görüp, hemen,
Dolu dizgin meydana girdi
hiç beklemeden.
“Aliyyül Mürtezâ”nın
dikildi karşısına.
İri yarı biriydi, bakındı
etrâfına.
İki zırh, iki kılıç kuşanan
bu dev adam,
Sabırsızlanıyordu almak
için intikam.
Ve ona seslendi ki: (Yâ
Alî, ben Merhab’ım.
En şiddetli anlarda, ben
ortaya çıkarım.)
“Hazreti Alî” dahî, ona
cevap vererek,
Âdetâ “Arslan” gibi
haykırıp kükriyerek,
Dedi: (Benim adım
da, “Aliyyül Mürtezâ”dır.
Ve lâkin bundan başka, bir
adım daha vardır.
“Haydar”, yâni “Arslan”dır
ikinci adım da hem.
Çünkü ben doğduğumda, bu
adı vermiş annem.
Yâni ben “Arslan”
gibi kuvvetli bir yiğidim.
Ve seni, bir vuruşta yere
serebilirim.)
Merhab, “Haydar”
lâfını işitince âniden,
Kalbine korku düşüp, geriye
kaçtı birden.
Çünkü o, görmüştü ki rüyâda
gece yatıp,
Bir “Arslan”,
kendisini öldürmüştü saldırıp.
“O arslan, bu olmasın?”
diye düşünerekten,
Aliyyül Mürtezâya bir hamle
yaptı hemen.
Çevik bir hareketle, derhâl
hazreti Alî,
Kalkanını tutarak,
karşıladı hamleyi.
O anda iki çelik çarpınca
birbirine,
Çok kuvvetli bir sedâ
yükseldi gökyüzüne.
O da Zülfikârını havaya
kaldırarak,
Ve peşinden “Yâ Allah!”
diye nâra atarak,
Âdetâ şimşek gibi indirip
birden bire,
Öyle kılıç çaldı ki o
heybetli kâfire,
Yukardan aşağıya ikiye
biçti onu.
İkiye bölünmüştü, hattâ
burnu ve boynu.
Çelik kalkan ve miğfer,
bölündü ikiye hem.
Kâfir, o vuruş ile devrilip
öldü hemen.
“Merhab”ın öldüğünü görünce
sahâbîler,
“Tekbîr” sedâlarını,
göklere yükselttiler.
|