|
23 - DÂVET MEKTUPLARI
O DA KABÛL ETMEDİ
Peygamber Efendimiz, "Şücâ
bin Vehb"i dahî,
Gassân hükümdârına
gönderdi bizâtihî.
Gidip, kapıcısıyla
görüştü o da önce.
O kapıcı, çok sevdi
"Şücâ"yı ilk görünce.
"Şücâ" da onu
sevip, islâma etti
dâvet.
O, derhâl îmân edip,
buldu sonsuz seâdet.
Ve onu, hükümdâra
götürüp sonra hemen,
Görüştü melik ile, az
bile beklemeden.
Hükümdâr, okuyunca
Resûl'ün mektûbunu,
Bilmiş oldu "İslâma
dâvet" olunduğunu.
Bu yüzden, bir öfkeye
kapılıp birden bire,
O mübârek mektûbu,
kaldırıp attı yere.
"Şücâ" hazretleri
de, üzüldü bunu görüp.
Bunu, Resûlullaha
bildirdi geri dönüp.
Sevgili Peygamber de,
müteessir oldular.
(Onun da saltanatı
yok olsun)
buyurdular.
Kısa bir müddet sonra,
o, bir gün ölüp gitti.
O dünyâ saltanatı,
nihâyet böyle bitti.
"Salît ibni Amr"ı
da, "Hevze ibni Alî"ye,
Gönderdi Resûlullah,
mektûbu versin diye.
"Hevze" de,
Yemâmede hükümdârdı o
vakit.
Resûl'ün mektûbunu,
verdi "hazreti Salît".
Mektupta yazmıştı ki
Resûl aleyhisselâm:
(Hakkı ve hidâyeti
bulana olsun selâm.
Ey Hevze, bilesin ki hak
dindir islâmiyyet.
Dünyânın her yerine,
yayılacaktır elbet.
Sen de kabûl edersen
eğer islâmiyyeti,
Kazanırsın dünyâ ve
âhiret seâdeti.
Eğer müslümân olup,
girersen bu hak dîne,
O yer idâresini, veririm
sana yine.)
Yemâme hükümdârı, kabûl
etmedi fakat.
Bürümüştü gözünü zîrâ
mülk ve saltanat.
Elçi "Salît ibni Amr",
merhamet edip yine,
Nasîhatte bulundu Yemâme
melikine.
Dedi ki: (Sen şu anda,
bu kavmin büyüğüsün.
Lâkin her melik gibi,
sen de bir gün ölürsün.
Nitekim senden önce
gelen nice melikler,
Birbirleri ardından
dünyâyı terkettiler.
O büyük zannettiğin,
nice "Kayser"ler
vardır.
Şu anda herbirisi,
toprağın altındadır.
Üstünlük, dünyâlıkla,
makâmla olmaz aslâ.
İnsanlar üstün olur,
sırf "Îmân" ve "İhlâs"la.
Îmân edip uyarsan,
Allahın her emrine,
Kavuşursun ebedî Cennet
nîmetlerine.
O takdirde olursun, çok
şerefli ve üstün.
Benden, bunu söylemek,
gerisini sen düşün.)
Lâkin kabûl etmedi
bunları o hükümdâr.
"Hazreti Salît"
dahî, geriye döndü
tekrâr.
Geldi Resûlullahın
mübârek meclisine,
"Hevze"nin
durumunu arz etti
kendisine.
Onun, islâmiyyetten
mahrûm olmasına hem,
Yine onun nâmına, üzüldü
Fahr-i âlem.
Sonra "Ölüm"
haberi geldi o
hükümdârın.
O saltanat sevdâsı,
bitiverdi ansızın. |