|
23 - DÂVET MEKTUPLARI
ÎMÂNDAN MAHRÛM OLDU
"Herakliyus",
hazreti Dıhye'ye, sonra
hemen,
Dedi ki: (Peygamberdir
seni bana gönderen.
Lâkin îmân edersem,
öldürür rumlar beni.
Şimdi ben, bir kimseye
göndereyim ki seni,
İsmi "Degâtır"
olup, çok ilim
sâhibidir.
Cümle hıristiyânlar, o
âlime tâbidir.
O, senin dâvetinle olur
ise müslümân,
Ben dahî îmânımı
açıklarım o zaman.)
"Hazreti Dıhye"
dahî, arayıp buldu onu.
Okudu kendisine,
Resûl'ün mektûbunu.
"Degâtır", o mektûbu
dikkatle dinleyince,
Ona, bütün kalbiyle îmân
etti hemence.
Dedi ki: (Ey
kardeşim, o seni
gönderen zât,
Allahın Resûlüdür,
inandım ben de bizzât.
Zîrâ ben okudum ki
semâvî kitaplarda,
Âhir zaman Nebîsi, gelir
bu aralarda.)
Siyah elbisesini çıkarıp
üzerinden,
Yerine, beyaz renkli
elbise giydi hemen.
Daha sonra, eline
asâsını alarak,
Yöneldi kiliseye, "Îmân"
etmiş olarak.
O an kalabalıktı kilise
de bir hayli.
Onlara hitâb edip, dedi
ki: (Ey ahâli!
Mühim bir haberim var,
dinleyin beni lütfen!
Bir mektup geldi bize,
Muhammed-ül emîn'den.
Bizi dâvet ediyor "Allahın
birliği"ne.
Şahsen ben îmân ettim,
Onun nübüvvetine.
Zîrâ âhir zamanda
geleceği beklenen,
"Peygamber" işte
budur, şüphe yok
hakîkaten.)
O böyle söyleyince,
bilcümle îsevîler,
Hücûm edip, döverek, onu
şehîd ettiler.
"Hazreti Dıhye"
dahî, gördü bu olan
şeyi.
Dönüp, Herakliyus'a
nakletti hâdiseyi.
Herakliyus dedi ki:
(Demedim mi ben sana.
Onları ben diyeydim,
uğrardım aynısına.)
Denedi kendi dahî, bu
işi en nihâyet.
Bilcümle âlimleri,
yanına etti dâvet.
Kapıları kapatıp, dedi
ki âlimlere:
(Dinleyin, çok mühim bir
haberim var sizlere.
Âhir zaman Nebîsi,
Muhammed-ül emîn'den,
Bana bir mektup geldi,
okuyordum demin ben.
Bizi dâvet ediyor
mektûbunda dînine.
Ben şahsen îmân ettim,
Onun nübüvvetine.
Siz de îmân edin ki,
seâdete kavuşmak,
Ona îmân etmekle
müyesser olur ancak.)
Duyunca bu sözleri,
hıristiyânlar ondan,
Başlarını çevirip,
ayrıldılar oradan.
Gördü ki, katılmadı
hiçbirisi kendine,
Onları, huzûruna çağırdı
tekrar yine.
Dedi ki: (Ben
sizleri, imtihan etmiş
idim.
Dinde sâbit misiniz,
öğrenmek istemiştim.
Şu anda öğrendim ki,
kuvvetliymiş dîniniz.
Çok teşekkür ederim,
beni memnûn ettiniz.)
Böylece mâruz kaldı
sonsuz bir felâkete.
Tercîh etti dünyâyı,
ebedî seâdete. |