|
22 - HUDEYBİYE
SULHNÂMESİ
BİZ CENK İÇİN GELMEDİK
Peygamber Efendimiz,
eshâbiyle berâber,
Mekkenin hudûduna gelip
mola verdiler.
O hudûdun dışında,
kurdurdu çadırları.
Lâkin hudut içinde,
kıldırdı namâzları.
Kuraklıktan "Su"
yoktu kuyuların birinde.
Yalnız Resûlullahın su
vardı ibriğinde.
Bunu, Resûlullaha gelip
arzeylediler.
(Yanımızda hiç su yok,
biz mahvolduk) dediler.
Buyurdu: (Bulunduğum
müddetçe ben sizinle,
Aslâ mahvolmazsınız,
Allahın izni ile.)
Ve elini, ibriğin
üzerine koyarak,
Sonra, "Besmele"
ile yukarı kaldırarak,
Eshâbına, (Alınız!)
diye buyurduğu an,
"Su" akmaya başladı
parmak aralarından.
Kana kana su içip,
abdestleri aldılar.
Ve bütün kırbaları, su
ile doldurdular.
At ve develeri de,
suladılar o ara.
Bakıp gülümsüyordu
Resûlullah onlara.
Hazreti Câbir der ki: (Bindörtyüz
kişi idik.
Herbirimiz o sudan
abdest aldık ve içtik.
Eğer "Yüzbin kişi" de
olsa idik hem dahî,
Yine kâfî gelirdi o su
bize Vallahi.)
Huzâa kabîlesi vardı ki
o zamanlar,
Dost idiler her zaman,
müslümânlarla onlar.
O kabîle reisi, "Büdeyl"
nâmında bir zât,
Geldi Resûlullahın
huzûrlarına bizzât.
Dedi ki: (Kureyşliler,
civar kabîlelerden,
Çok asker toplıyarak,
bir ordu kurdu hemen.
Şimdi, "Hudeybiye"ye
yakın yere geldiler.
Geri dönmemek için,
hepsi yemîn ettiler.
Zîrâ Kureyşlilerin
yegâne gâyeleri,
Şudur ki, Beytullaha
sokmıyalar sizleri.
Aksi halde, sizinle
isterler kıtâl yapmak.
Bu husûsta cümlesi,
eylediler ittifak.)
Resûlullah buyurdu:
(Cenk için gelmedik biz.
Sırf ziyâret etmektir
Beytullahı gâyemiz.
Yâni biz cenge değil,
geldik "Umre"
yapmaya.
Yok aslâ niyetimiz,
onlarla savaşmaya.
Onlar istiyorlarsa illâ
da cenk etmeyi,
Onlardan daha fazla, biz
isteriz bu cengi.
Katledinceye kadar
hepsini birer birer,
Savaşırım onlarla, bunu
böyle bileler.
Zâten harpler, onları
pek fazla yıpratmıştır.
Güçsüz yapıp, bir hayli
zaafa uğratmıştır.
Ama istiyorlarsa, Kureyş
ile şimdi biz,
Mütâreke müddeti tâyin
edebiliriz
Ve o müddet içinde,
emniyette olsunlar.
Beni, kabîlelerle
başbaşa bıraksınlar.
Ben gâlip gelir isem
diğer kabîlelere,
Ve onlar da müslümân
olurlarsa bu kere,
Kureyş müşrikleri de
isterlerse o zaman,
Hidâyete kavuşup,
olurlar hep müslümân.
Ben gâlip gelemezsem, o
hâl ve şartta onlar,
Daha kuvvetlenmeye zaman
bulmuş olurlar.) |