ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

22 - HUDEYBİYE SULHNÂMESİ

KUSVÂ BİRDEN ÇÖKÜVERDİ

 

O Server imâm oldu, o öğlen namâzında.

"Bindörtyüz" sahâbî de, saf tuttu arkasında.

 

O "İkiyüz kişi"lik Kureyş süvârîleri,

Görüp, hayret ettiler bu korkusuz erleri.

 

Hattâ hayretlerinden, namâz bitene kadar,

Saldırıp, herhangi bir zarar yapamadılar.

 

Lâkin namâzdan sonra, dediler: (Biz ne yaptık?

Onlar namâz kılarken, biz niçin saldırmadık?

 

İstifâde etseydik onların bu hâlinden,

Hücûm edip, çoğunu öldürürdük ânîden.

 

Neyse üzülmiyelim, nasılsa müslümânlar,

İkindi vaktinde de, yine namâz kılarlar.

 

Hiç olmazsa o zaman gâfil davranmıyalım.

Bir anda hücûm edip, çoğunu haklıyalım.)

 

O zaman Hak teâlâ, Cebrâil ile yine,

Onların bu fikrini, bildirdi Habîbine.

 

Buyurdu: (Eshâbınla kılarken namâzını,

O zaman iki kısma taksîm et eshâbını.

 

Bir kısmı, senin ile o namâzı kılsınlar.

Bir kısmı da, silâhla düşmanı kollasınlar.

 

Sonra namâz kılanlar, beklesinler düşmanı.

Ve düşman bekliyenler, kılsın namâzlarını.

 

Zîrâ arzû eder ki, size düşman olanlar,

Gâfil olduğunuz an, size baskın yapalar.)

 

Velhâsıl ikindinin vakti girdiği zaman,

Yine "hazreti Bilâl" okudu gür bir ezân.

 

Müşrik süvârîleri, bilerek bunu fırsat,

Hücûma geçmek için, aldılar bir tertîbât.

 

Lâkin Resûl-i ekrem, o vahiy mûcibince,

Eshâbına emredip, tedbîr aldı hemence.

 

Namâzı, bu şekilde kılınca sahâbîler,

Bunu görüp, şaşkına dönüverdi kâfirler.

 

Hak teâlâ onlara, korku verdi bir nice.

Onlara saldırmaktan, vazgeçtiler hemence.

 

Bir zarar yapamadan velhâsıl süvârîler,

Haber için, sür'atle Mekkeye at sürdüler.

 

Peygamber-i zîşânla, "Bindörtyüz" sahâbe de,

"Hudeybiye"ye doğru geçtiler harekete.

 

Mekkenin hudûduna varınca, "Kusvâ" birden,

Çöküverdi, zâhirde hiçbir sebep yok iken.

 

Onu kaldırmak için, uğraştılar o sâat.

"Kusvâ", çöktüğü yerden kalkmadı yine fakat.

 

Allahın Sevgilisi buyurdu ki hemence:

(Kusvâ'nın çökme huyu yok idi daha önce.

 

Ve lâkin "Ebrehe"nin, adı "Mahmûde" olan,

Filini, Beytullaha gitmekten alıkoyan,

 

Hak teâlâ, şimdi de bu "Kusvâ"yı tutmuştur.

Ve Mekkeye girmekten, onu alıkoymuştur.)

 

Sıçrayıp kalktı o an, "Kusvâ" adlı o deve,

Ve o yerden ayrılıp, başladı yürümeye.

 

Hudut üzerindeki "Hudeybiye" denilen,

Bir mevkîye gelince, yine durdu ânîden.

 

Peygamber Efendimiz ve eshâb-ı kirâm da,

İnip konakladılar, suyu az bu mekânda.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan