|
21 - BENÎ KUREYZÂ
YEHÛDÎLERİ
TİTREDİ ARŞ-I ÂLÂ
Yehûdîler bir süre
yaptılar istişâre.
Teslim olmaktan başka,
bulunmadı bir çâre.
Hemen Resûlullaha bir
heyet yolladılar.
Ve "Teslim bayrağı"nı
çekip teslim oldular.
Gelen heyet dedi ki:
(Bizim hakkımızda, siz,
Hüküm vermesi için,
hakem tâyin ediniz.)
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki o zaman:
(Siz istediğinizi
seçiniz eshâbımdan.)
Onlar, Resûlullaha
ettiler ki şöyle arz:
(Öyleyse hakemliği
yapsın Sa'd bin Muâz.)
Bu zât, yaralanmıştı
Hendek günü bir ara.
Hattâ ok girmiş idi, hem
de atar damara.
Şehîd olacağını anlayıp
kendi dahî,
Ellerini kaldırıp,
demişti ki: (İlâhî!
Bu savaş sürecekse, "Ömür"
ver bana yine.
Cenkte siper edeyim,
kendimi Habîbine.
Yok, ama bitecekse
yakında bu harp eğer,
"Şehîdlik"
rütbesini eyle bana
müyesser.
Şu "Benî Kureyzâ"nın
âkıbetini dahî,
Göstermeden, rûhumu
kabzetme yâ ilâhî!)
Velhâsıl mücâhidler,
hemen "Sa'd"a
gittiler.
Sedye ile, Resûl'ün
yanına getirdiler.
Buyurdu ki: (Yâ Sa'd,
hakemsin, ver emrini.
Biz dahî ona göre
yapalım gereğini.)
Dedi: (Yâ Resûlallah,
âkıl ve bâliğ olan,
Bütün erkeklerinin,
vurulsun boynu şu an.
Kadın ve çocukların,
hepsi esîr alınsın.
Malları, müslümânlar
arasında dağılsın.)
Haklarında bu hükmü
verince "İbni Muâz",
Allahın Resûlü de eyledi
aynen infâz.
Buyurdu ki: (Yâ Sa'd,
verdin ki öyle karar,
Allah ve Resûlü de,
bundan râzı oldular.)
O günden sonra tekrâr,
ağırlaştı yarası.
Nihâyet "Şehîd"
oldu çok geçmeden arası.
Ağladı cümle eshâb, onun
şehâdetine.
Hattâ "Yetmişbin
melek" indi
cenâzesine.
Ve mübârek mezârı
kazılırken bu defâ,
İçinden "Misk kokusu"
yayıldı her tarafa.
Peygamber Efendimiz, ona
üzüldüğünden,
Ağlayıp, yaşlar aktı
mübârek gözlerinden.
Buyurdu ki: (Sa'ddan,
râzıdır Hak teâlâ.
Onun şehâdetiyle,
titredi Arş-ı âlâ.) |