|
20 -
HENDEK GAZÂSI
KÂFİRLER YİNE KAÇTILAR
"Huzeyfe-i Yemânî"
diyor ki: Ben o gece,
Düşmanların yanına
sokulmuştum gizlice.
Zîra Peygamberimiz
göndermişti ki beni,
Öğrenip bildireyim,
küffârın hâllerini.
Öyle sert bir "Fırtına"
esiyordu ki o an,
Çadırları sökülüp,
devrilirdi rüzgârdan.
Yaktıkları ateşler,
ânında sönüyordu.
Ve savrulan kumlardan,
göz gözü görmüyordu.
Bir ara "Ebû Süfyân",
dedi: (Ey
Kureyşliler!
Bu yerden gitmeliyiz
artık birer ikişer.
Şu esen fırtınayı
görüyorsunuz zîrâ.
Hayvanlarımız bile,
başladı kırılmaya.
İşte, ben gidiyorum!)
diyerek sonra hemen,
Devesiyle, sür'atle
uzaklaştı o yerden.
"Müşrik ordusu" dahî,
toparlanıp nihâyet,
Mekke yönüne doğru,
eylediler hareket.
Müşrikler, kaçar gibi,
sür'atle gidiyordu.
Arkadan, üstlerine kum
çakıl yağıyordu.
"Huzeyfe-i Yemânî"
diyor ki: Ben o zaman,
Geldim Resûlullahın
huzûruna oradan.
Karşıma, yirmi kadar
beyaz sarıklı erler,
Çıktı ki, zannederim
"Melek"ti o kimseler.
Dediler ki: (Resûl'e
müjdeyi ver ki şu an,
Hak teâlâ, düşmanı, etti
mahvu perîşân.)
Nihâyet o Server'in
yanına gittiğimde,
Baktım, namâz kılıyor o
vakit bir kilimde.
Selâm verip sordu ki:
(Müşrikler ne hâldedir?)
Dedim: (Kaçıp gittiler
buradan hepsi bir bir.)
Allahın Sevgilisi, buna
çok sevindiler.
Hattâ sevinçlerinden,
bana gülümsediler.
Günlerdir uykusuzluk,
açlık ve yorgunluktan,
Ayakta durmak için,
tâkatım yoktu o an.
Resûlullah beni de,
alarak yanlarına,
Kilimin bir ucunu,
eliyle örttü bana.
Resûlullah ile ben, tek
bir kilimde artık,
Fecir sökene kadar,
öylece sabahladık.
Beni uyandırınca
sabahleyin o Server,
Baktım ki, müşriklerden
kalmamış hiç bir eser.
Müşrikler, tâ Mekkeye
yaklaşıncaya kadar,
Hep esti peşlerinden "Rüzgâr"
ve "Fırtına"lar.
Ve yine o müşrikler, her
an arkalarından,
Hep "Tekbîr"
sedâları işittiler
durmadan.
Velhâsıl bu savaştan
kaçınca Kureyşliler,
Diğer kabîleler de,
kaçıp firâr ettiler.
Ağır bir mağlûbiyyet
olmuştu bu, onlara.
Ve zafer nasîb oldu yine
müslümânlara.
"Tekbîr"
sedâlarıyla o şânlı
sahâbîler,
Medîneye dönünce,
mü'minler sevindiler.
İnsanlar, sokaklara
dökülmüşler o günü,
Tebrîk ediyorlardı
Allahın Resûlünü.
O Server de, onlara
tebessüm buyurarak,
Karşılık veriyordu
herbirine bakarak.
Buyurdu: (Ey eshâbım,
üstünlük geçti size.
Kureyş, artık gelemez
sizin üzerinize.) |