|
20 -
HENDEK GAZÂSI
SAVAŞ ŞİDDETLENMİŞTİ
İkinci günü dahî,
mücâdele ve kıtâl,
Geç sâatlere kadar,
devam etti bu minvâl.
Fırsat bulamadılar eshâb
namâz kılmaya.
Gelip arz eylediler,
Resûl-i kibriyâya.
O da, üzüntü ile buyurdu
ki: (Vallahi,
Savaşın şiddetinden,
kılamadım ben dahî.)
Nihâyet yatsı vakti, bir
saldırı yaptılar.
O müşrik sürüsünü, bir
anda dağıttılar.
Müşrikler de, bu cenkte,
yorulmuşlardı gâyet.
Gece, çadırlarına
çekildiler nihâyet.
Geldi mücâhidler de,
çadırına Resûl'ün.
Ve lâkin kendisini
gördüler gâyet üzgün.
Hattâ bedduâ etmek, pek
âdeti değilken,
Kâfirlere, bedduâ eyledi
kederinden.
Buyurdu: (Uğraştırıp,
nasıl ki bizi onlar,
Namâz kıldırmadıysa gün
batıncaya kadar,
Allahü teâlâ da, onların
evlerine,
Doldursun ateşleri, hem
de kabirlerine.)
Sonra öğle, ikindi ve
yatsı namâzını,
Kıldı eshâbı ile
birlikte kazâsını.
Müşriklerin gâyesi, şu
idi ki o zaman:
"İslâm"ı,
tamâmiyle kaldırsınlar
ortadan.
Lâkin müslümânları,
gündüz mağlûb etmenin,
Mümkün olmadığını
anlayınca pek kesin,
Savaş taktiklerini
değiştirip hemence,
Baskın düzenlemeye
başladılar her gece.
Ve bu kararlarını
tatbîke başladılar.
"Benî Kureyzâ"
ile, bu bâbda
anlaştılar.
Değişik sâatlerde ve
değişik yerlerden,
Hücûm ediyorlardı
durmadan, dinlenmeden.
Başta Peygamberimiz ve
eshâbı, aç susuz,
Müdâfâ yaparlardı, hem
yorgun ve uykusuz.
Günlerce devam etti bu
şiddetli müdâfâ.
Tek düşman geçemedi
hendekten bu tarafa.
Lâkin bu cenk, önceki
savaşlara nisbeten,
Daha çok korkulu ve
sıkıntılıydı hepten.
Şiddetli "Kış ve
Soğuk", "Uykusuzluk
ve Açlık",
Buna, eshâbın gücü
yetmiyordu hiç artık.
Günlerdir çarpışmakta
olan müşriklerde de,
Yiyecek sıkıntısı
başladı son günlerde.
Yiyecek bulamıyan bir
çok "At" ve "Deve"ler,
Ölmeye başlamıştı,
açlıktan birer birer.
Bunu gören müşrikler, o
"Benî Kureyzâ"ya,
Birini gönderdiler biraz
erzak almaya.
Benî Kureyzâ denen, o
hâin yehûdîler,
Küffârın talebini derhâl
kabûl ettiler.
Hemence "Arpa, buğday",
ve ayrıca "Sap, saman",
Develere yükleyip
gönderdiler o zaman.
Müşrikler dönüyorken
"Yirmi yük" erzâk ile,
Birden karşılaştılar bir
gurup eshâb ile.
Sahâbîler, bunlara
saldırıp hepsi birden,
Bu "Yirmi yük"
erzâkı aldılar
ellerinden.
Müşrikler, canlarını zor
kurtardı kaçarak.
Mücâhidler, yirmi yük bu
erzâkı alarak,
Gelip teslim ettiler
Resûl-i müctebâya.
Böylece kavuştular, çok
senâ ve duâya. |