ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - HENDEK GAZÂSI

SAVAŞ ŞİDDETLENMİŞTİ

 

İkinci günü dahî, mücâdele ve kıtâl,

Geç sâatlere kadar, devam etti bu minvâl.

 

Fırsat bulamadılar eshâb namâz kılmaya.

Gelip arz eylediler, Resûl-i kibriyâya.

 

O da, üzüntü ile buyurdu ki: (Vallahi,

Savaşın şiddetinden, kılamadım ben dahî.)

 

Nihâyet yatsı vakti, bir saldırı yaptılar.

O müşrik sürüsünü, bir anda dağıttılar.

 

Müşrikler de, bu cenkte, yorulmuşlardı gâyet.

Gece, çadırlarına çekildiler nihâyet.

 

Geldi mücâhidler de, çadırına Resûl'ün.

Ve lâkin kendisini gördüler gâyet üzgün.

 

Hattâ bedduâ etmek, pek âdeti değilken,

Kâfirlere, bedduâ eyledi kederinden.

 

Buyurdu: (Uğraştırıp, nasıl ki bizi onlar,

Namâz kıldırmadıysa gün batıncaya kadar,

 

Allahü teâlâ da, onların evlerine,

Doldursun ateşleri, hem de kabirlerine.)

 

Sonra öğle, ikindi ve yatsı namâzını,

Kıldı eshâbı ile birlikte kazâsını.

 

Müşriklerin gâyesi, şu idi ki o zaman:

"İslâm"ı, tamâmiyle kaldırsınlar ortadan.

 

Lâkin müslümânları, gündüz mağlûb etmenin,

Mümkün olmadığını anlayınca pek kesin,

 

Savaş taktiklerini değiştirip hemence,

Baskın düzenlemeye başladılar her gece.

 

Ve bu kararlarını tatbîke başladılar.

"Benî Kureyzâ" ile, bu bâbda anlaştılar.

 

Değişik sâatlerde ve değişik yerlerden,

Hücûm ediyorlardı durmadan, dinlenmeden.

 

Başta Peygamberimiz ve eshâbı, aç susuz,

Müdâfâ yaparlardı, hem yorgun ve uykusuz.

 

Günlerce devam etti bu şiddetli müdâfâ.

Tek düşman geçemedi hendekten bu tarafa.

 

Lâkin bu cenk, önceki savaşlara nisbeten,

Daha çok korkulu ve sıkıntılıydı hepten.

 

Şiddetli "Kış ve Soğuk", "Uykusuzluk ve Açlık",

Buna, eshâbın gücü yetmiyordu hiç artık.

 

Günlerdir çarpışmakta olan müşriklerde de,

Yiyecek sıkıntısı başladı son günlerde.

 

Yiyecek bulamıyan bir çok "At" ve "Deve"ler,

Ölmeye başlamıştı, açlıktan birer birer.

 

Bunu gören müşrikler, o "Benî Kureyzâ"ya,

Birini gönderdiler biraz erzak almaya.

 

Benî Kureyzâ denen, o hâin yehûdîler,

Küffârın talebini derhâl kabûl ettiler.

 

Hemence "Arpa, buğday", ve ayrıca "Sap, saman",

Develere yükleyip gönderdiler o zaman.

 

Müşrikler dönüyorken "Yirmi yük" erzâk ile,

Birden karşılaştılar bir gurup eshâb ile.

 

Sahâbîler, bunlara saldırıp hepsi birden,

Bu "Yirmi yük" erzâkı aldılar ellerinden.

 

Müşrikler, canlarını zor kurtardı kaçarak.

Mücâhidler, yirmi yük bu erzâkı alarak,

 

Gelip teslim ettiler Resûl-i müctebâya.

Böylece kavuştular, çok senâ ve duâya.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan