ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - HENDEK GAZÂSI

HENDEĞİ GEÇTİLER

 

Resûlullah buyurdu: (Ey eshâbım, Rabbimiz,

Bize yardım ve fetih verecek, sevininiz.)

 

Gerçi "Onbin" kişiydi ogün küfür ordusu.

Lâkin yoktu eshâbın, onlardan bir korkusu.

 

Zîra bundan önce de, "Bedir", "Uhud" harbine,

Katılıp, o küffârla savaşmışlardı yine.

 

Hattâ o harplerde de, kâfirler mü'minlerden,

Sayı ve silâhça da, kat kat kuvvetlilerken,

 

Peygamber-i zîşânın sığınıp himmetine,

Onları, hezîmete uğratmışlardı yine.

 

Mâdem ki Resûlullah başlarındaydı artık,

Yapamıyacakları yoktu bir fedâkârlık.

 

Şiddetli kış ve soğuk, kıtlık ve açlık vardı.

Hepsi, karınlarına bir "Taş" bağlamışlardı.

 

Düşman, karşılarında kaynıyordu "Kum" gibi.

Lâkin dert etmiyordu bunu hiçbir sahâbî.

 

Onların tek gâyesi, hizmet idi bu dîne.

Ve bu yolda, varmaktı "Şehîdlik" nîmetine.

 

Velhâsıl başkanları, toplanarak Kureyşin,

Uygun yer aradılar, hendeği aşmak için.

 

Bâzı yerler, acele kazıldığı cihetle,

"Sığ" ve "Dar" olmuş idi, sâir yere nisbetle.

 

Müşriklerden beş kişi, ortaya çıktı birden.

Geçmeyi başardılar, hendeğin dar yerinden.

 

Onların arasında, bir pehlivân vardı ki,

Adı, "Amr bin Abd" olup, pek çok idi kuvveti.

 

Hazreti Ömer dahî, der ki: Biz, bir kervanda,

Ticârete gitmiştik, "Amr" da vardı o anda.

 

Çok mallar satın alıp, yurdumuza dönerken,

Haydûtlar, yolumuzu kesiverdi âniden.

 

Çok kalabalık olup, sardılar hepsi bizi.

Artık biz, canımızdan kestik ümîdimizi.

 

Lâkin "Amr", kılıç çekip, hücûma geçti hemen.

Onlar, Amr'ı görünce, kaçıştılar o yerden.

 

Bu "Amr", Bedir cenginde, yaralanıp kaçmıştı.

Uhud'da özrü olup, harbe katılmamıştı.

 

"Bedr"in intikamını almak düşüncesiyle,

Geldi "Hendek" harbine o iri cüssesiyle.

 

Ve şöyle seslendi ki, mücâhidlere karşı:

(Var mı gözüne alan, benim ile savaşı?)

 

Baştan ayağa kadar, bürünmüştü zırhlara.

O an "hazreti Alî" geldi Resûlullaha.

 

Bu "Amr"ın karşısına, çıkıp savaşmak için,

Peygamber-i zîşândan istedi ruhsat, izin.

 

O anda, üzerinde yok idi zırhı bile.

Eshâb, ona baktılar büyük bir gıbta ile.

 

Resûl, kendi zırhını giydirdi ona bizzât.

Sarığını çıkarıp, ona sardı o sâat.

 

Ve kendi kılıcını, çıkararak belinden,

"Allahın arslanı"na kuşattı kendi hemen.

 

Ve duâ eyledi ki Allahü teâlâya:

(Yâ Rabbî, sen yardım et Aliyyül Mürtezâya.)

 

Resûl'ün bu duâsı bitince, mücâhidler,

Her biri, bir ağızdan "Âmîn! Âmîn!" dediler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan