|
20 -
HENDEK GAZÂSI
ŞİMŞEKLER ÇAKMIŞTI
"Selmân-ı Fârisî"
de iyi hendek kazardı.
On kişinin işini, tek
başına yapardı.
Lâkin o da rastladı
gâyet sert bir "Kaya"ya.
Öyle ki, imkân yoktu onu
parçalamaya.
"Berâ bin Âzib"
der ki: Toplandık o yere
biz.
O kayayı kırmaktan, âciz
kaldık hepimiz.
Mecbûren arz eyledik
Resûl-i kibriyâ'ya.
Allahın Sevgilisi teşrîf
etti oraya.
Bir balyoz istiyerek, o
hendeğe indiler.
Netîceyi, merakla
bekliyorduk ki bizler,
İndirdi balyozunu, o
kayaya âniden.
O vuruşla, kayadan bir
parça koptu birden.
Ve o zaman bir "Şimşek"
çaktı ki hem de yine,
Onun ışığı ile,
aydınlandı Medîne.
O vakit Resûlullah, bir
"Tekbîr"
getirdiler.
Eshâp, hep bir ağızdan
onu tekrâr ettiler.
Allahın Sevgilisi,
kaldırıp balyozunu,
Yine ikinci defâ kayaya
vurdu onu.
Bir parça daha koptu o
vuruşla kayadan.
Ve yine "Şimşek"
çaktı her yeri
aydınlatan.
Yine Peygamberimiz, dedi
"Allahü ekber!"
Ve onu tekrâr etti
bilcümle sahâbîler.
Resûlullah, balyozu
kaldırıp son bir defâ,
Vurunca, çok kuvvetli "Şimşek"
çaktı bir daha.
Şimşeğin ışığında her
yer aydınlanmıştı.
Ve kaya, bu vuruşla
paramparça olmuştu.
Yine "Tekbîr"
getirdi Allahın
Sevgilisi.
Onu tekrâr ettiler,
eshâbın herbirisi.
"Selmân-ı Fârisî"nin
yardımıyle bu defâ,
Resûlullah, hendekten
çıktılar dışarıya.
Her vuruşta, bir şimşek
çaktığını o zaman,
Her kişi görmüş idi,
sahâbe-i kirâmdan.
"Selmân-ı Fârisî"
de görmüştü ki bu hâli.
Peygamber-i zîşâna arz
etti şu suâli:
(Anam, babam ve canım
fedâ olsunlar sana.
Neydi o ışıklar ki,
yükseldi âsumâna?)
Resûlullah, eshâba dönüp
suâl etti ki:
(Selmân'ın gördüğünü,
siz de gördünüz mü ki?)
Arz ettiler ki:
(Evet, biz de gördük
iyice.
Biz de tekbîr getirdik,
siz tekbîr getirince.
Her bir vuruşunuzda, çok
kuvvetli bir ışık,
Çıktı ki, böylesine hiç
şâhit olmamıştık.)
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki o zaman:
(Sizin gördüğünüzü, ben
de gördüm yâ Selmân!
Şöyle ki, ilk külüngü
kayaya vurduğumda,
"Kisrâ'nın köşkleri"ni
gördüm aydınlığında.
İkinci vuruşumda çıkan
ışıkta dahî,
Gördüm "Rum
kayseri'nin kırmızı
köşkleri"ni.
Üçüncüde, "San'anın
köşkleri"ni
bittamâm,
Görünce, geldi bana
Cibrîl aleyhisselâm.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
müjde vereyim size.
Gördüğünüz o yerler,
geçecek elinize.)
Hazreti Selmân der ki:
(Ne dediyse o Server,
Aynısı vukû bulup, bize
geçti o yerler.) |